Oyunculara dizi ve filmleri sorulduğunda, “Çok keyifliydi ve çekimler sırasında çok eğlendik. İzleyenlerin de çok eğleneceğinden eminiz” derler. Bu cümleyi hemen herkesten duyarız. Tam manasıyla ne demek istediklerini onlar gibi algılamayız. Ben şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü, bu seans sırasında biz de çok eğlendik. Sadistçe zevkle eğlendik ama böyle olacağını baştan bilemezdik. Videonun tamamını izleyemeyenler bu eğlenceden mahrum kalacaklar.
Bu ceza seansının nedeni, köle Zeynep ile birbirimiz ile şakalaşmanın dozunu birazcık kaçırıp izler bırakmamız ve en önemlisi de Efendi’mizden izin almadan kölesine bu manada temas etmemizdir.
Baştan söylemek istiyorum. Birbirimize yaklaşımımız asla kasıtlı veya nefsani hırsa dayalı değil. Biz, birbirimizi seviyoruz. Saygımız sonsuz. Hassasiyetlerimizi gözeterek hareket edip ona göre sohbet ediyoruz.
Kadın, kadının kurdu değil; yurdu’dur!
O’nun Brat Yapısı
Efendi’mizin yanında ve BDSM temalı oyunlarımız ve şakalaşmalarımız artık bizim vazgeçilmezimiz. Doğalımız haline geldi. Etrafımızda işimize yarayacak nesne olarak ne varsa değerlendiriyoruz. Hiçbir şey yoksa bile elimiz ayağımız rahat durmuyor. Birbirimizi ısırıyoruz da. Kalın paket lastiği varsa kolumuza, bacağımıza çekip vuruyoruz. Acımazsa, beceremedin deyip dalga geçiyoruz. Acırsa, daha ötesini zorlamıyoruz. Ama herhangi bir şey yapmaktan da geri kalmıyoruz. Bazen de, gücümüz yetmez ve yetkimiz üzerinde bir şey olduğunda Efendi’mize başvuruyoruz. Karşı tarafa kendi belirlediğimiz (Efendi’mizin kabul etmesi halinde) veya Efendi’mizin kendi uygun gördüğü cezayı uygulaması için yalvarıyoruz.
köle Zeynep ceza aldığında muhakkak içim cız ediyor. Ben açımdan dayanması zor olsa da, bazen O’na biçtiğim bedel beni dahil hepimizi şaşırtıyor. Daha sonra defalarca özür diliyorum. Gücendi mi, üzüldü mü, canı haddinden fazla acıdı mı soruyorum. Benim, köle Zeynep’e karşı kıyımsızlığım malum. Buna rağmen neler yapıyorum neler söylüyorum bilemezsiniz. O’nun brat yapısı beni de kendisine karşı sadistçe zevkle coşturuyor. Karakter yapılarımız farklı. Bu bizi çatıştırmıyor. Aksine çok iyi tamamlıyoruz birbirimizi.
Sadistçe Zevkle Bir Dinamiğe
Ben ilk başlarda şakalaşırken rahatsız etmekten korkmuştum, ama benim enerjimle eşleşip, aynı şekilde o da bana karşılık vermeye başladı. Bu da aramızda çok eğlenceli ve sadistçe zevkle bir dinamiğe sebebiyet verdi. Bazen işin ayarını kaçırıyoruz. Elif yukarıda bu suçu eşit derecede bölüşmüş olsa da okuyanların tahmin edeceği gibi bu ayarı kaçıran genelde ben oluyorum, ya da en azından başlatan ben oluyorum. Ama ben Elif’e sataştıkça o da genelde bana karşılığını en az benim seviyemde veriyor.
Oh Olsun
Elif çok iyi kalpli ve vicdanlı bir insan. Bazen bu köle yanıyla çelişiyor ve beni üzmekten zarar vermekten korktuğu için satarken zorlanıyor. Bazense bir karşılık veriyor ama sonrasında vicdan azabı çekiyor. Ama benim tavırlarım bence onun artık daha rahat olmasını sağladı. Ben Elif’e o seviyede acımamakla beraber kendime hiç acımıyorum.
Bazen ben Elif’e bir şey yaptığımda (mesela ısırmak veya cimciklemek gibi), Efendim Elif’e aynı şekilde bana karşılık vermesini emrediyor. Elif ilk başlarda bana kıyamayıp, bir de elinin ayarını tutturamamaktan korkup çok şiddetli yapmıyordu. Ben de bunun üstüne hem Elif’le dalga geçtiğim hem de Efendim’e şikayet ettiğim için artık bana “oh olsun” demeye ve daha rahat karşılık vermeye başladı. Sanırım karşımdakini kışkırtmakta hiç fena değilim 😊.
Senin Tabanlarında İki Tane Sopa Kırdım
Efendim bazen bizim şımarıklığımız sonucu birimize diğerine sopayla birkaç kez vurmasını emrediyor. Genelde Elif vuran taraf oluyor ama birkaç kez ben de ona vurdum. Ve buradan bunu anons ediyorum sayın okuyucular. Elif benim tabanlarımda tam iki tane sopa kırdı. Bunu bana kıyamadığını şiddetle iddia eden Elif başardı ve başarısını hep dile getirir. ‘Senin tabanlarında iki tane sopa kırdım’ cümlesini eksik etmez. Hem de ikisi de lateks kaplıydı ve ikisini de tek vuruşta kırdı. Neyse benim bundan şikayetim yok. Elif bana acımasız olduğunda ben daha çok eğleniyorum, eğer bana daha hafif karşılık verseydi bu kadar eğlenceli olmazdı.
Ben De Şimdi O’nu Burada Satıp İlan Ediyorum
Ceza seansına en büyük sebep, dün gece davetli olduğumuz yerde birbirimizle olan şakalaşmalarımızdı. Sokakta, kalabalık bir masa etrafında, üstelik oturan ve etrafımızdan gelip geçenler tarafından görülebilecek vaziyetteydik. Davet sahipleri ve diğer davetliler BDSM’i bilip yaşayan ve bizi tanıyan insanlardı. Bizim iletişimiz ve oyunlarımız onları da olumlu manada şaşırtıp eğlendirdi.
Videoda, köle Zeynep’in beni satmanın mutluluğu ile aklına gelmedi ama ilk çatalı batıran kendisidir. Seans hakkında sohbet ederken bunu keyifle anlattı. Ben de şimdi O’nu burada satıp ilan ediyorum.
İkili Falaka Olunca Çifte Mutluluk
Tabii, O’ndan aşağı kalmadım. Botumun topuğuyla ayağına bastım. Yemek boyunca, böyle karşılıklı oyunlarımız, sataşmalarımız oldu. Bunların dışında normal ve samimi sohbetlerimiz de çok güzeldi. Anlık mod değişimimiz, durumu karşılayışımız çok uyumluydu. Efendi’miz de olanlara şahit olurken belli ki aklında ceza konusu ve şekli beliriyordu. Efendi’miz de eğleniyordu bizi öyle görünce. Daha da eğlenmek ve bize bazı sınırları hatırlatmak amacıyla ikili falaka cezasını uygun gördü. Öğretici ve caydırıcı bir yöntem. Her adım attığımızda acısını, etkisini ve nedeni hatırlatacaktı. Hele bir de, ikili falaka olunca çifte mutluluk.
Ayağımıza Lateks Kaplı Sopayla Oldukça Sıkı Darbeler İnerken
Efendim izleri görünce bize kızdı. Birbirimize izinsiz bir şekilde acı vermemizin, hele iz bırakmamızın yanlışlığından bahsetti. Ben rahat durmayınca da Efendim eğer ikimizden birisi herhangi bir şekilde diğerinde bir iz daha oluşturursa ikimizin de falakaya çekileceğini söyledi. Elif’in falakaya çekilmesini istiyordum, onun yanında benim de aynı falakaya çekilecek olmam o an sadece ufak bir detay gibi geldi. Elif’i yakmak için kendimi de ateşe atmaya hazırdım 😊
3-5 dakika tereddütte kaldım, belki de doğrudan verilen bir emri çiğnememem lazım diye mantıklı tarafım beni uyarmaya çalıştı. Ama kendimi tutamadım. Madem son kez lastikle vuracaktım en acıtacak şekilde olmasını istedim ve direkt Elif’in meme ucunu hedefledim. Fakat Elif de tamamen suçsuz değil şimdi. Beni durdurmaya veya kaçmaya çalışabilirdi. Yapmadı, bana izin verdi. Bunun sonucu Efendim yatağa uzanmamızı ve ayaklarımızı kaldırmamızı emretti.
Ayağımıza lateks kaplı sopayla oldukça sıkı darbeler inerken ikimiz de sabit durmakta zorlandık. Bu bir ara ceza olduğu için kısa sürdü. Fakat Elif kalktıktan sonra Efendim “Bir de gözümün içine baka baka yaptın” diyerek benim tabanlarımı bu sefer kırbaç ile bir süre daha dövdü. Ben bu olayın cezasını bu şekilde çektiğimizi ve kapattığımızı sanıyordum. Ne kadar safmışım!
Beni Satması İçin Yine Koz Vermiş Oldum
Önce kimin başlayacağını belirlemek üzere, taş/kağıt/makas oyununu oynadık. köle Zeynep şanslıydı. İlk O başladı. Ben de, O’nun bacağına oturup ayaklarını sabitlemeye çalıştım. Çünkü, ikimizde bağlarla bağlanmadık. Maksat, acı çekerken de sabit durup disiplini sağlamaktı. Ağırlığımı tam vermemeye özen gösteriyordum. Ah, yine kıyamamışım. köle Zeynep’e beni satması için yine koz vermiş oldum. Dikkatinden kaçmadı ve bu fırsatı memnuniyetle değerlendirdi. Sadece kamçının ve sopanın acısına odaklansın istemiştim. O ise, ayaklarını yan yana getirmekte zorlandığı bir anda, beni Efendi’mize şikayet edip sattı. Ağırlığımı vermediğimi ve sabit tutamadığımı söyledi. Fiziken zayıfım. Acaba bir dahaki sefere uygun malzemelerle ağırlığımı mı artırsam.
Sıra bendeyken kamçının sopaları aratmadığını tekrar tecrübe ettim. Saçaklar ayaklarımın üzerine öyle bir dolanıyor ki, ilk kez böyle net ve göz kamaştıran kırmızı izler bıraktı. Her iz, cezanın kaymağı. İzlerim de oluştukça acı mutluluğa evriliyordu. Acı yoğunlaştıkça, sopanın sırası gelsin artık diye bekliyordum. Kamçı, falakaya sopaya hazırlanmak içindi. Isınmak içindi. En kalını da olsa sopayı bekliyordum.
Suçun Büyüğü Bendeydi
Benim disiplin anlayışım epey değişmiş. Öyle ki, kıpırdamadan duramadım. Sık sık bunun için Efendi’mden uyarı aldım. Hatta, köle Zeynep elleriyle ayaklarımı yan yana tutmama yardımcı oldu. Acıdan ayaklarımın ayrıldığını, pozisyonunu, nasıl yan yana tutabileceğimi kestiremedim. Seansta, insanın algısı ve iradesi çok farklı oluyor. Önceden bağlanmak rahatsız edici esaret gibi geliyordu. İstediğim şekilde hareket edememek kendi başına bir acı sanıyordum.
Bu seansta ise, Efendi’mden ayak baş parmaklarımı bağlamasını dilendim ama kabul etmedi. Halbuki, seansa ve duruma göre bağlanmak büyük kolaylıkmış. Disiplini baştan sona kadar sağlamayı çok istedim. Efendi’m bacaklarımın altına yastık bile koydurdu. Ancak, ben yine debelendim. Yine tabanlarımı bir arada tutmakta zorlandım. köle Zeynep bu anlamda oldukça iyi. Genellikle tabanlarını yan yana tutmayı başardı.
Çok Özür Dilerim Sopa Bey
Baştan sona duygudan duyguya geçilen çok değişik bir seanstı. Dönüşümlü olarak ceza aldığımız için, bir acı çekip, suçumuzdan pişman olup, sonra gülüp, sonra diğerinin falakasında eğlenip, birbirimizi satmaya çalışıp, ama içten içe birbirimize destek de olmak isteyip, sonra tekrar acı çekmek insanın tüm dengesini alt üst ediyor. Odağım iyice dağıldığı için acıya dayanmak da daha zordu.
İnceden kalına doğru sopaları sırayla tattık. Kamçılanan tabanlarımız sopayla asıl cezasını aldı. Komik anlarda ağlarken güldük. Sopanın acısından gülerken ağladık.
Sadistçe Zevkle Teaser
Zeynep’in Dayak Yemesi Hoşuma Gitti
Duygular iç içe geçmişti. Yalvarışlar birer birer döküldü dudaklarınızdan. İzinsiz yaptık her ne yaptıysak. Bu, köle olarak Efendi’mize büyük ayıp. O’nun kölesi. Nasıl davranılacağına kendisi karar verir. Ceza ve ders kadar önemli olan bir konu daha var. Eğlenirken de ölçülü olmak. Acıtırken gücendirmemek. Satarken destek olmak. Biz gülerken de yan yanayız. Falakada ceza alırken de.
Bu güzelliğin mimarı Efendi’miz.
Daha önceki ikili falakamızda sopanın gelişine göre birimiz daha çok diğerimiz daha az etkilenmişti. Efendi’miz bu defa ikimizi yan yana yatırıp belli bir süre ile yer değiştirdi. Böylece sopadan ikimizde eşit bir şekilde nasibimizi almış olduk. Bu sefer sadistçe zevkle falakayı yaşadım. Her nedense Zeynep’in dayak yemesi hoşuma gitti ve sanki hoşuma gitmesinin cezasını bende aynı anda alıyordum. Bu çok tuhaf bir acı dönüşümü yaşatıyordu. Acaba bundan sonra ona acı verdiğim zaman aynı anda kendime de mi acı versem?
Dayanma Gücümüzün Sonuna Gelmemize Rağmen
Cezamız bitip affedildiğimizde bir falaka geleneğimiz olan son 10 sayı için köle Zeynep yalvardı. Benim de aklımdan geçiyordu. Tabii, aklın yolu birdir. Zeynep son 20 diyerek çıtayı yükseltti. Sanki, biraz önce acıdan kıvranan ve sızlanan kendisi değilmiş gibi sadistçe zevkle daha çok ceza için yalvardı. Helal olsun. Acı üstüne acı istedi. Bana da ders olsun. Hiç, son 10’un üstüne çıkmadım. Acaba
Efendi’mizin elinin ağırlığı yanında adaleti ve kalbinin güzelliği bizi eritip bitiriyor. İlk birkaç sopayı sert vurup, son 10’a kadar hafif vuruşlarla bizi rahatlattı. Kalan 10 da bildiğimiz gibi ağır ve sertti. Bu son ağır vuruşlar yepyeni bir sopadandı. Lateks kaplı ve birbirine sarılı üçlü sopa. Efendi’miz köleleri için çeşitli sopalar kullanıyor. Her sopayı deneyimlemek önemli bir şans. Hepsi farklı bir renk. Elinize sağlık Efendi’m.
İzinsiz Acı Vermek Ve İz Bırakmak Yok
Seans boyunca bir endişem vardı. Artık değişecek miydi! Birbirimizle şakalaşmak sona mı eriyordu! Böyle bir son ceza kadar ağır hissettirirdi. Neyse ki, bu benim kuruntummuş. Bize şakalaşmak, birbirimizle oynamak yasaklamadı. Bizim hoşumuza gittiği kadar Efendi’mizi de eğlendiriyor sonuçta. Önemli olan bir hususu dikkate almamızı sağladı. İzinsiz acı vermek ve iz bırakmak yok.
Falaka Her Zamanki Gibi Tüm Sarsıcılığıyla Bizi Silkeledi
Falaka her zamanki gibi tüm sarsıcılığıyla bizi silkeledi. Kendimize getirdi. Acının öğretici gücünü eşsiz ve benzersiz bir Efendi’nin ellerinde yaşadık. Her şey sizin sayenizde güzel. Sizinle yaşamaya değer Efendi’m. Önce sizin sonra köleniz Zeynep’in ayağının altından öpüyorum Efendi’m.
Sadistçe Zevkle Hissetmeyi Öğrendim
Bu seans benim için ayrı bir yere sahip. Bir önceki ikili falakamızda benim duygu dünyam çok çalkantılıydı. Özgüvensiz, umutsuz, çaresiz, güçsüz ve bitkin hissediyordum. Kendi kendime bir faydam olmayacağına emindim. Sadece Efendi’min desteği ile kurtulabilirdim. Öyle de oldu. Şimdi her şey daha yolunda. Tüm hüzünlerim dağıldı.
Kaya gibi dayanıklı ve asker gibi disiplin sağlayamadım. Her şeye rağmen kendimi çok iyi hissediyorum. Fiziki ve manevi acılarımla barıştım. Sadistçe zevkle hissetmeyi ve hareket etmeyi öğrendim.
Efendi’m ve köle Zeynep ile çok mutluyum.












