Herkese merhaba. Ben köle Zeynep. Buraya sonunda ben de ilk yazımla bir giriş yapıyorum. Neyi anlatmaya nerden nasıl başlasam hiç bilemiyorum. Söyleyecek o kadar çok şey var ki. Efendim son yazdığı yazısında beni tanıtırken çok onurlandıran şeyler söyledi. Üzerinden o kadar zaman geçmesine rağmen oraya bir yorum bile yazamadım çünkü söyleyecek şeylerin çokluğu ve yoğunluğu altında öyle bir karmaşaya düştüm ki bir türlü kendi iç dünyamı toparlayamadım. Bugün ise bilgisayarın karşısına oturdum ve çok düşünmeden içimden geldiği gibi yazmaya karar verdim. Muhtemelen biraz uzun bir yazı olacak çünkü ben yazı yazmaya kolay kolay başlayamadığım gibi, bir kere başladığım zaman da lafı kısa kesmeyi asla beceremiyorum. Kısacası, Elif’i sattım ama çok çelişkiler yaşadım.
Efendim’in Yazdıklarını Okuyunca İçimde Tanışma Ve Sohbet Etme İsteği Doğdu
Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce mailime baktım. Bu site üzerinden Efendim’e ulaşalı ve ondan mail üzerinden cevap alalı 6 aydan biraz fazla olmuş. 6 ay aslında ne kadar kısa ama bir yandan da içine bir sürü duyguyu, yaşanmışlığı sığdıran ne kadar uzun bir zamanmış. Bana sanki Efendim’i yıllardır tanıyorum gibi geliyor, şurada yarım sene önce hayatımda olmadığı gerçeği çok sürreal geliyor.
Efendim’e yazdığım o günü hatırlıyorum. Bana geri dönüş yapacağına çok düşük ihtimal vermiştim. Aslında o ilk mesajı yazarken aklımda ne Efendim’e köle olmak vardı ne de o mesajla hayatımın ne kadar değişeceğini tahmin edebilirdim. Ben o zaman kendime köle dedirteceğimi ve birine “Efendim” diyebileceğimi hayal bile etmezdim.
Bu sitede ve başka sitelerde Efendim’in yazdıklarını okuyunca içimde çok şiddetli ve karşı konulamaz bir tanışma ve sohbet etme isteği doğdu. Kafamda BDSM, kendim ve hayatla ilgili bazı düşünceler ve sorular vardı. İçimdeki bazı kargaşaları ve sorgulamaları herhangi biriyle konuşamayacağımı, beni kolay kolay kimsenin anlayamayacağını biliyordum. İnternette Efendim’le karşılaştığımda, çok kısa zamanda bunları konuşabileceğim en doğru ve hatta tek kişinin O olduğunu anladım.
Efendim Diyemezdim
Efendim’in sadece tecrübeli ve bilgili değil aynı zamanda ne kadar ince, derin, hayata çok boyutlu bakabilen, istisnai bir algılayışa ve bilgeliğe sahip, özel bir insan olduğu yazılar ve yorumlardaki satır aralarındaki inceliklerden kendini belli ediyordu. Nitekim tanıştıktan sonra bu izlenimlerimde ne kadar haklı olduğumu ve sandığımdan da daha ötesinde bir insan olduğunu anladım. Bana isterseniz kibirli deyin, ki bir miktar öyleyim, ben kolay kolay birine hayranlık duyabilen, düşüncelerine ve bakış açısına güvenebilen ve kendimi bu seviyede açabilen bir insan değilim. Ben Efendim’den başkasına, “Efendim” diyemezdim ve O’ndan başka herhangi birisi de benden bir köle çıkaramazdı.
Deneme sürecine “bakalım bu yolun sonu nereye varacak” merakı ile temkinli bir şekilde başladım. Benden bir köle olur mu, gururlu ve inatçı yapım itaat etmeyi kaldırabilir mi hiç emin değildim.
Sürecini Bitirmek İstediğimi Ve Kölesi Olmaya Hazır Olduğumu Dile Getirdim
İlk günlerde “Efendim” demekte bile zorlanıyordum. Fakat çok kısa bir zaman içinde Efendim kalbime ve ruhuma öyle bir işledi ki girdiğim bu yoldan geriye dönmeyi asla istemeyeceğime emin oldum. Ve bunu sabırla, ince bir şekilde, benimle saatlerce konuşarak, güvenimi, saygımı ve sevgimi kazanarak yaptı. Deneme sürecinin yüz yüze görüştükten ve seans yaşadıktan sonra biteceğini söylemişti bana. Ama ben kafamda birçok acaba ile çıktığım bu yoldan öyle çabuk emin oldum ki, daha Efendim’in yüzünü bile görmemişken birden çok kez deneme sürecini bitirmek istediğimi ve kölesi olmaya hazır olduğumu dile getirdim.
Bunları neden bu kadar detaylı anlatıyorum? Çünkü aslında insanlar şunu sanabilir: köle olmayı isteyen birisi zaten gururunu bir kenara bırakmaya, itaat etmeye, hizmet etmeye, aşağılanmaya, azarlanmaya ve acı çekmeye hazır ve bunları kaldırabilecek bir yapıdadır. Ama işin gerçeği çoğu zaman bu kadar basit değil.
Ruhumu Hiç İncitmedi
Bir köle içinde bir sürü çelişki, korku ve kuşku ile girebilir bu yola. Ve bu kölenin kendisiyle, tüm zayıf yönleri, hataları, kendini kandırmaları ve çelişkileri ile yüzleşmesini gerektiren çok zor ve karmaşık bir yol. Bu yolda kölesiyle birlikte yürüyen ve ona rehberlik eden Efendi’sinin de sabırla ve anlayışla emek vermesi gerekiyor. Yani iki taraf için de çok derin ve karmaşık bir süreç.
Efendim tanıştığımız günden beri beni sadece bu konuda değil, hayatımın içindeki hiçbir derdimde yalnız bırakmadı. Bana kızdığı, azarladığı, ağır sözler söylediği, kaldırmakta zorlandığım gerçeklerle çok sert bir şekilde yüzleştirdiği zamanlar oldu. Bazen sözleri sonucu çok üzüldüm, ağladım ama hiçbir zaman beni bu duygularla yalnız bırakmadı. Benim canımı acıttı, yeri geldiğinde kaldıramayacağımı sandığım kadar acıttı, ama ruhumu hiç incitmedi, bana hiçbir zaman zarar vermedi. Ve ben Efendim’e canımı ortaya koyacak kadar güveniyorum. Ama O’nu tanıyıp da güvenmemek zaten mümkün değil.
Güzel Ve Saf Bir Birliktelik Olabilir Mi?
Efendim duyguları ve kalbi çok derin bir insan. Beni dünyasına ve kalbine kabul ettiği için o kadar şanslı hissediyorum ki. Bazen ne yaptım da hayat bana bu kadar büyük bir güzellik gösterdi diye merak ediyorum. Ve Efendim’le beraber hayatıma girdiği için çok şanslı olduğumu düşündüğüm ikinci bir insan daha var: Elif. Efendim’e telefonda Elif’le tanışmak istediğimi söylediğimde geldiğinde bizi tanıştıracağını ve çok iyi anlaşacağımıza emin olduğunu söyledi.
Elif’e karşı zaten günlük yazılarından dolayı büyük bir sıcaklık ve yakınlık hissettiğimden iyi anlaşacağımızı düşünüyordum ama Efendim de bunu söylediği zaman hiç şüphem kalmadı. Yine de ilk tanıştığımız an minik bir çekingenliğim vardı, Elif acaba bana karşı ne hissedecek, ya beni sevmezse diye.
Fakat ilk andan beri bana karşı çok sıcak ve samimiydi. Birbirimizin kalbine çok çabuk girdik ve çok kısa zamanda sanki birbirimizi yıllardır tanıyor gibi samimi olduk. Üçümüz çok güzel günler geçirdik. Kalbi ve ruhu tüm açıklığı ile ortada olan ve birbirinin varlığından keyif ve güç alan üç kişi… Amasız, hesapsız, kendiliğinden ve çok doğal hissettiren bir ilişki. Beraber içtik, sohbet ettik, güldük ve ağladık. İnsan ilişkilerinin genelde yüzeysel olduğu bu dünyada bundan daha güzel ve saf bir birliktelik olabilir mi?
Satmaya Mecburduk

Bu fotoğraf da başka bir ayak worship görevinde Elif Zeynep’in ayağını öpüyor. Ancak Elif’in yüzü Aİ ile değitiştirildi.
Elif ilk başlarda bana hiç kıyamadı ve beni korumaya çalıştı, gerçi ben de zaman zaman ona kıyamadım ve korudum. Efendim birbirimizi satmamız gerekse bile bu halimizin hoşuna gittiğini söyledi. Tabi satmamız gereken yerde satmaya mecburduk. Ben brat yapıda bir köleyim. Şımarıklık yapmak, sınırları zorlamak, karşımdakiyle uğraşmak ve biraz gıcık etmek hoşuma gidiyor. Bu yapım Elif’i satmayı benim için daha kolay hale getirdi. Ama Elif’in de beni satabilmesini istiyordum. Birincisi bir kişiyle uğraşmak o kişi karşılık vermeyince o kadar eğlenceli olmuyor, ikinci sebep ise Efendim’in Elif’e bu sebeple kızmasını veya ceza vermesini istemiyor oluşumdu.
Fırsatını bulduğumda Elif’i sattım ve bazı şımarıklıklar ve tatlı gıcıklıklarla (umarım Elif de bunlar tatlı bulmuştur 😊) aslında Elif için beni satmasını kolaylaştırmaya çalıştım. Yani paradoxal bir şekilde Elif’i satarak onu korumaya çalıştım. Bu strateji işe yaradı da bir süre sonra Elif beni şaşırtacak sıklıkla ve zaman zaman absürt seviyede bahaneler bularak satmaya başladı. Bundan şikayetçi değilim, bu durum beni eğlendiriyor ve güldürüyor.
Elif’in Beni Koruyacağını Biliyorum
Mesela bir seferinde benim falakamı Elif sayıyorken başlarında birden çok kez bilerek yanlış sayıp baştan başlamaya sebep oldu, hatta Efendim sıfırdan başla dediğinde sıfırı da saydı. Onun yüzünden fazladan sopa yiyor olmama rağmen bu durum beni içten içe eğlendirdi. Aramızda tatlı bir çekişme ve rekabet eğlenceli oluyor. Elif’in gerektiği yerde beni koruyacağını ve ihtiyacım olan her zaman yanımda olacağını biliyorum, ki bunu defalarca kez yaptı da. Ben de aynısını onun için yapmaya çalışıyorum.
Elif Ayağını Nasıl Yaladı?
Elif ayağımı ilk kez yaladığında ben aşırı derecede çekindim ve utandım. Böyle bir şeyi ilk kez yaşıyordum ve o an zorlandığım bir deneyimdi. Herhalde suratımdan o an orda görünmez olmayı veya kaybolmayı dilediğim okunuyordur. Çekingenliğim ve tereddüdümün Elif’i rencide etmesinden de korktum. Çünkü o Efendimin verdiği görevi severek ve isteyerek yerine getiriyordu. Bense görevde bana düşen ve daha kolay olan kısmını hakkıyla yerine getiremiyordum.
Efendim “Elif ayağını nasıl yaladı?” diye sorduğunda, iyi yaladı diyebilmeyi çok isterdim ama Efendim bu konuda Elif’i satmamamın sonucu konusunda oldukça net bir şekilde uyarmıştı. Zorlanarak ve içimden gelmeyerek de olsa “kötü yaladı” dedim, Elif’i sattım ve emri yerine getirebildim. Bunu yapabilmek için Elif’in bunun sonucunda alacağı cezayı almayı istediğini ve onu satmayıp da ceza almasını engellersem? Onun yerine ben ceza alırsam? Efendim kadar Elif’in de bana kızacağını düşünmem yardım etti. Şimdi olsa Elif’i satmak konusunda öyle bir zorlanma yaşamaz ve gönül rahatlığıyla satardım. O zaman çok zorlandım.
Son 100 Sopayı Efendim Bana Saydırdı
Elif’in falakasını koltukta oturarak izledim. Başlamadan önce “patlamış mısır da alabilir miyim” diye espri yaparken, falakanın ortalarına doğru koltukta büzüşmüş, hatta koltuk minderinin birini kucağıma alıp sarılmış bir şekle büründüm. Elif’in videolarını izlemiştim ama bunu canlı izlemek kesinlikle çok farklı bir his.
Sonlarına doğru Efendim’e cezayı bitirmesi, Elif’in kalan cezasını bana vermesi için yalvarmayı isteyecek seviyeye gelmiştim ama bunu yapmamın nasıl karşılanacağını bilemediğimden cesaret edemedim. Son 100 sopayı Efendim bana saydırdı. Bu bana o kadar ağır bir sorumluluk geldi ki sayıyı karıştırmamak, yanlış saymamak için stresten ter döktüm. Cezanın sonunda Elif son sopalar için yalvaracakken sayısını benim belirlememi istedi. O an beni bu role soktuğu için Elif’e çok sinirlendim. Elif’in daha fazla acı çektiğini görmek istemiyordum.
İkinci Kez Elif’i Sattım
Benim gönlümden geçen 2 demekti. Ama tabi bu yanlış cevap olacağı ve Efendim’i kızdıracağı için bana güvenli gelen en küçük sayı olan 10 dedim. Sanki ikinci kez Elif’i sattım gibi hissetmiştim ama iyi yapmışım. O zaman ikimizde de birbirimize karşı bir kıyamama vardı. Şimdi olsa kesinlikle en az 30 derdim. Elif’in de aynı fırsat ona verilirse artık bana kıyıp aynısını yapacağını biliyorum.
Bunu bilmek güzel bir duygu çünkü burada kimse kimseyi satmıyor. Biz burada Efendim’izin emrini yerine getiriyoruz. Bu emirle sınırları açmamızı, kendimizle savaşmamızı, çelişkileri bir denge olarak anlamayı öğrendik. Şimdiyse bizim için büyük bir zevk oyunu bile oldu. Ama herşeye rağmen birbirimize kıyarken kıyamıyoruz.
Ayak Worship Teaser
Bazı Yaralar İyileşiyor
Bazen hayatta büyük karamsarlıklar yaşıyorum. Kötü şeyler bitmeyecek ve ben hiçbir şeyle başa çıkamayacağım gibi hissediyorum. Fakat hayatta mucizeler de oluyor. Efendim’le ve onun sayesinde Elif’le tanışmam ve bu kadar kısa sürede hayatımın böyle merkezine yerleşmeleri bu mucizelerden belki de en güzeli.
Birlikte sadece güzel şeylerden bahsedip eğlenmedik. Bu kadar büyük duyguların açık şekilde yaşandığı bir ortamda yeri geldi beklenmedik şiddette zor duygular ve karamsar düşünceler de ortaya çıktı. Ama hepsini beraber göğüsledik. Seni makyajlı ve derli toplu halinle kabul eden ve seven insanlar bulmak kolay. Asıl zor olan normalde sakladığın en savunmasız, kırık dökük, ve kaotik halinle de kabul görebileceği insanlar bulmak.
En derininde sakladığı ve en sevilemez bulduğu parçalarını ortaya koyabildiği ve onlarla kabul görüp sarılıp sarmalandığı zaman insanın içinde varlığından bile haberdar olmadığı bazı yaralar iyileşiyor.










