Yatağı toplamayınca, Efendim için düşününce soluğu falakada aldım. Üstelik hepsi aynı gün, hatta birbiri ardınca. Durmadan dinlenmeden. Şimdi sıra diğer hatalarımda. Ben zevkle Efendim’in orospusuyum ama çocukluktan yetişme cinsellik konusunda utanıyorum. Ama Efendim’in sayesinde utanmaz orospu olacağım.
Falakamın sebebi basit hatalar. Basit de olsa bedeli ödenmeli. Saçma hatalarım var diye kendime kızıyorum ama başka bir yönden bakınca da seviniyorum. Büyük hatalar yapıp, falakanın bile silemeyeceği şeyler yapmıyorum iyi ki. Ben oldukça salak bir köleyim. Durduk yere kendimi belanın içinde bulabiliyorum. En uzun uslu durma sürem kaç saat kaç gün bilmiyorum.
Hesabını Mutlaka Ödetir Efendim
Yatağı toplamamak düzensizlik. Efendim adına düşünmek hadsizlik. Yerimi ve sınırımı bilmem şart. Üstüne, imla hatası da yapmışsam falakaya yatmadan iflah olmam artık. Şaka olması bir şey değiştirmiyor. Şaka da cezaya dahil. Herhangi bir zamanda ve mesajla Efendim’e hitap ederken baş harfini küçük yazdım. Bilerek, şaka olsun dikkatini çekeyim diye. Tüm dikkatini üzerime çekmişim ki, bir harf için bana beter bir acı verdi.
Kesinlikle bir harf için değer yaşadığım o zorluk. Her an köleyim, her şekilde dikkatli olmam gerekiyor. Hiçbir şartta muaf değilim. Ortam müsait değilse, kısa bir zaman ertelenebilir ama asla göz ardı edilmez Efendim’in huzurunda olma hali seans anlarıyla sınırlı değil. Hesabını mutlaka ödetir Efendim. İyi ki de öyle oluyor. Yoluma temiz ve huzurlu devam ediyorum.
Sopanın Acısının Üstüne Çivilere Dayanmak Zorunda
Efendim’in emriyle sadu tahtasına çıkıyorum. Daha önce çıktığımda bu kadar derin ağrı hissetmemiştim. Fiziki olarak birebir acısını yaşıyorum yazarken. Saniyelerin bu kadar uzun sürdüğünü bilmiyordum. 10 dk nasıl geçecek. İki yüz sopanın ardından çiviler tabanımı adeta delip yukarıya doğru ilerliyor. Diz kapaklarımda toplanıyor tüm ağrı. Kendi irademle kıpırdayamıyorum ama diz kapaklarım titriyor. Tabanlarım, sopanın acısının üstüne çivilere dayanmak zorunda.
Efendim’in merhametiyle duvara tutunabiliyorum. Ağırlığımı vermiyorum. Sadece, destek aldım. Yoksa, nasıl ayakta durabilirdim emin değilim. Belki de dengemi kaybedip düşebilirdim. Çivilerin batmasının beni böyle zorlayacağına ihtimal vermemiştim. Zaman dolup ineceğim anda ayağımı çividen ayırmakta çok zorlandım. Ayağımı kaldırıyorum ama nasıl yer etmişse çividen koparamıyorum. Zonkluyor ben hareket ettikçe, sızlıyor çok fena.
Utanmaz Orospu Olmam Gerekiyor
Sadu tahtasının üstünde dursam duramıyorum. Ayağımı çekip insem yapamıyorum. İçimden ağlamak gelmişti. Sonunda güç bela indim. İzlerin olacağını biliyordum ama tabanlarımdaki derin çivi izleri beni şaşırtmıştı.
Neyse ki, falakam devam ediyor. Bu kadarı beni aklar paklar mı? Az bile! Hataların bedeli ödenirken, bir yandan da hatırlatıcı cezalar almam şarttı.
Camda, Efendim beni sikerken dışarıya bakmam gerekiyor. Sokakta gördüğüm kadınların ayaklarının altını ve amını yaladığımı hayal etmeliyim. Dikkat edilirse, o kadınların ve sokakta olanların beni görme ihtimali yüksek. Ben bu aşamada biraz utanıyor olabilirim. Efendim’e orospuluk etmekten utanmıyorum. Benim kendi içimde bir çekinme ve utanma var. Bunu aşmam için Efendim beni camda falakaya çekiyor. Utanmaz orospu olmam gerekiyor.
Gurursuz Bir Köle Olarak Yalıyorum
Tam karşımda bir güzellik merkezi var. Ara ara kapısında oturan oluyordu. Karşılıklı sohbet edecek kadar yakındı. Binanın içinden beni gördüklerine o kadar eminim ki. Tabanlarıma sopa indikçe cezamın dersini anında almak istedim. Çalışan kadınlardan birini gözüme kestirdim. Çok genç görünüyordu. Bacak bacak üstüne atmış, telefonuyla konuşuyor. Pek de bir havalı. Üstte kalan sağ ayağını sallıyordu. Topuklu ve kapalı bir ayakkabı giymişti. Belli ki tüm gün ayakta durmaktan tabanları ağrımış ki bu şekilde ayaklarını dinlendiriyordu.
Zamanında hayal etmediğim için ceza alıyorum. Daha da ihmal etmem. Camda o genç ve esmer kadın oturup ayakkabılarını çıkarıyor ve tüm gün kapalı alanda terlemiş ayaklarını burnuma doğru getiriyor. Çıplak tabanlarıma sopalar inerken önce o ayakların kokularını derin nefeslerle içime çekiyorum. O kadının tüm varlığının izlerini çeken, o yorgun ayak kokusunu o’nda kalmayımcaya kadar içime çekiyorum. Ardından tabanlarını öpüyorum ve inen her sopa beni daha da görevimde azdırıyor.
Duramıyorum ve tabanlarını zevkle, iştahlı bir köpek gibi haysiyetsiz ve gurursuz bir köle olarak yalıyorum. Ben tuzu çok seviyorum ve o tuzlu tabanların tadı hoşuma gidiyor. Birgün o anlarda aklıma gelirse kadının tabanlarına gerçekten tuz ekip öyle yalamak istiyorum. İki sevdiğim bir arada. Ben artık öyle bir köle haline getirildim ki önceden iğrendiğim dediğim ne varsa tamamen yerle yeksan oldu.
O Kadının Eteğini Yırtıp Donunu İndiriyor
Bu hayal da olsa kaç tane kadın ayaklarını öptüm, kokladım ve yaladım ama temiz kadın ayaklarından iğreniyorum. Çünkü, beni daha aşağılık hissettirmiyor. Bana istediğimi vermiş olmuyor. Ben de, denk geldiğim kadın ayaklarını hayallerime böyle dahil ediyorum. Hem de en kirli, pis haliyle ve terden ayağında nemden dolayı yapış yapış olduğu haliyle.
O kadının yorgun, tuzlu ve kokan tabanlarını keçi gibi yalıyorum. Ayak parmaklarını tek tek emiyorum ta ki ayaklarında benim tükürüğümden başka tat ve koku kalmayana kadar. Efendim geliyor ve o kadının eteğini yırtıp donunu indiriyor ve amını yüzüme doğrultuyor. Falakam devam ediyor ve ben amını yalamaya başlıyorum. Bütün gün terlemiş amın tadı bambaşka. Ve Efendimin bana uyguladığı cezanın etkisiyle benim de kadının ayaklarını yalamam hoşuna gitmiş olacak ki, fazlaca ıslanmış.
Sen Ona İtaat Edeceksin Köpek
Ama ben boşaltmak istiyorum çünkü, bir şeyleri anladığımı ispatlamam gerekiyor. Ben bir utanmaz orospu oldum.
Bir de, falakada canım çok yanmaya başladı. Acısını bir şekilde yönlendirmem lazım. Acı ve köpeklik iyice gözümü döndürdü. Efendim: ‘bak bu kız senden kaç yaş daha genç ama sen ona itaat edeceksin köpek.’ diyor. Hayal de olsa o sesi duyuyorum, o amı yalıyorum ve ıslanıyorum.
Hayal ve gerçeklik algılarım birbirine karışıyor. Efendim cezayla, benim camdaki duruşumla, genç kadının hala biraz ilerimde oturup ile artık diğer ayağını sallayarak bana çok derin ve iki dünya arası bir ders veriyor. Hem çektiğim acılar hem de yaşadığım azgın zevklerim beni allak bullak ediyor. Umarım tez zamanda bunlar olur ve ben o amı boşaltırım. Yapamazsam beni daha çok falakaların beklediğine eminim.
Yatakta yüz sopa, salonda yerde 100 sopa, sadu tahtasında 10 dakika ve sokağa karşı bir 100 sopa daha. Bir şey yokmuş gibi davranmam lazım. Dizlerim ağrıdan titrerken, şimdi vücudumun yükünü taşımakta zorlanıyor. Tabanlarım, akılsız başımın cezasını çekiyor. Hazır, utanmanın cezasını çekiyorken, camda öyle bağlıyken Efendim beni, utanmaz orospu Elif’i sikse ne güzel olurdu. Beklemiştim aslında. Belli ki, Efendim önce cezayı uygun görüyordu.
Ben Utanmaz Orospu Elif’im
Camdaki falaka bana iyi bir ders olmuştu. O günden sonra utanmaz bir orospuyum. Perdeyi çekmeden Efendim’e orospuluk görevimi yapabiliyorum. Hatta, şimdi biri beni görse diye beklemişliğim de var. Günlüğüm de, uçsuz bucaksız bir alana açılan bir pencere. Utanmak ne demek, Efendim’in orospusu olmaktan gurur duyuyorum. Ben utanmaz orospu Elif’im. Burada haykırmak, bazı görüntülerin olması beni çok mutlu ediyor.
Hatalarım, eksik yanlarım pek bir günyüzüne çıktı. Her hataya ayrı bir ceza alıyorum. Bakımlı olmakta biraz ihmalkar kaldığım için kamçılı falakaya sıra geliyor. Soğuk suyun tabanlarıma değmesi, dolu yağıyor etkisi yapıyordu. Ağrılarım artıyordu. Soğuğu sevmiyorum. Soğuk suyu da. Tabanlarım kamçılanırken, soğuk suyla ıslanmak beni mahvediyordu. Efendim’in yine merhametiyle o su yavaş yavaş ısınıyordu. Üşümüyordum. Ama suyun sıcaklığı arttıkça da, tabanlarım yanmaya başlıyordu.
Elinizin Ve Sopanızın Altındayım
Sopaların ezdiği, çivilerin battığı tabanlarım sıcak su damlalarıyla iyice hassaslaşmıştı. Islanıp ağırlaşan kamçının her bir saçağı tabanlarımda fena ağrı yapıyordu. Sızlanmaktan kendimi alamıyordum. Üzerime çok tatlı bir yorgunluk da çökmüştü. Bir, 100 kamçı sonunda ve onca acıya rağmen son 20 kamçı darbesini dilenmekten geri duramadım. Cezamın ve acımın tadı damağımda kalmıştı. Kendime acımayıp, kendi kendime bu son’ları yaşamak ayrı bir mutluluk.
Cezasına katlanabileceğim kadar hata yapmam lazım. Ben bayağı yüzsüzleşmişim. Ancak böyle Efendim’in elinden cezalarla yola geleceğim. Gelirken de, her şekilde aldığım cezalarla Efendim’in elinden acıyı tadacağım. Ne kadar ağır ceza alırsam alayım.
Canım ne kadar yanarsa yansın. Elinizin ve sopanızın altındayım Efendim. Utanmaz orospu Elif’in amı ıslandı Efendim…











