loader image

Kırık Topuk

Kırık Topuk Ben kimim? Ben neyim? Benim bir kırık topuk kadar bile değerim olamaz! Yolum ve amacım O’nun varlığına hizmet ve memnun etmekse! İsmimin önündeki muazzam sıfatımı Efendim’e borçluysam! Ve nihayetinde ben aitken neyin sahibiyim? Nefesimi dilediğinde kesecek ve canımı uğruna kurban isteyecek kadar beni teslim almışken! O yoksa, asla benden bahsedilmezken, benim hakkında karar verebileceğim neyim olabilirdi?

En büyük hayalim nefes aldığım her an Efendim’in yanında, yanında olamasam da emrinde olmak. Rüyalarımda dahi, Efendim’in umduğu gibi her hareketimde ve davranışımda inanılmaz bir titizlik gösterirken, uyanıklık halinde hata yapmışım. Efendim cezasını kesene kadar farkına varamadığım bir hata yaptım. Her şeyi Efendim’e sorarak ilerlediğimi sanıyordum. Giyindiğim ve kullandığım her şeyi bireysel kontrol etmek gibi bir yanılgıya düştüm. Efendim hep söyler. Ben ve kullandığım her şey bana emanettir. Ben bile kendime emanetim çünkü ben benim Sahibim değilim. Efendim’e sahibim. Bir şeyi ne zaman kullanıp kullanmayacağımı Efendim belirler. Ben ise, bana emanet olan tam üç adet yüksek topuklu ayakkabımı Buse’ye ödünç vermiştim.

Falakanın bana çok iyi geldiğini yaşadıklarımla anlıyorum

Gideceği düğünde hangisini giyeceğine karar veremediği için, üç yüksek topuklu ayakkabımı vermiştim. Efendim’i bu konuyla meşgul etmek istemediğim için de bahsetmemiştim. Bununla kalsaydı keşke. Üstüne bir de, giydiği ayakkabımın topuğu da kırılmış. Kendi kendime dolaylı yoldan bu denli zarar vereceğimi bilemezdim. Buse’ye yani bir kadına yardımcı olmuştum. Sonunun böyle olacağını bilseydim yapmazdım. Efendim’den sonra, tüm kadınların ayağının altını öpmeye hazır ben, bununla kalmayıp tanıdığım ve tanımadığım birçok kadının ayağının altını öpmüş bir köleyim. Yine, başkaların ayakkabıların içini ve altını öpüp yalamış bir köle olarak bu konu benim gözümde iyi görünüyordu. Biraz yüzsüzlüğe vursam, taktir bile bekleyecek şekilde aklım bulanmış.

İzin almak! Bunu nasıl atladım bilemiyorum. Fazladan bir zekaya ihtiyaç duyulmayan basit bir adım atacaktım. Emanetti, benim değildi. Nasıl da, köle olduğumu unutup, kendi kendime karar verdim. Efendim’e, iş işten geçtikten sonra söylediğimde falakanın geleceğini öğrenmiş oldum. Yine utanç içinde kaldım. Efendim ayakkabılarımı sorduğunda açığa çıkan bu konu, eğer Efendim fark etmeden geri alsaydım nasıl gelişirdi acaba?

İzinsiz olan bu hareketimin daha rezil bir boyutu olurdu elbette. İçimden geçen her ne kadar üzücü de olsa, Efendim’in arkasından iş çevirmekten pek de farkı yoktu. Efendim’in iznini almalıydım. Ayakkabılarım konusunda hassas davranmalıydım. Efendim’e danışıp müsaadesini alıp öyle vermeliydim. Belki de, Efendim bana Buse’nin hangi ayakkabıyı giydiğini bir köpek gibi koklatarak ve yalatarak bulmamı sağlayacaktı. Sonu güzel ve eğlenceli bitecekti. Efendim’in kabul etmeme halinde de, gerekirse Buse’yle aramı açmaya bile hazır olmalıydım. Tüm bunları falakadan sonra akıl etmeye başladım. Falakanın bana çok iyi geldiğini yaşadıklarımla anlıyorum.

Sopaya ramak kala verilen elektrik

Bedelini, Efendim’in uygun gördüğü falaka cezası ile acilen ödemeliydim. Aksi halde, üzerimdeki bu yükün altında tek bir saniye çekilecek gibi değil. Hatadan sonraki yegane kapı Efendim. Başvurulacak ilk cezalardan biri falaka. Böylesi bir durumda Efendim’in de benim de çözüm konusunda acele etmemiz ne güzel. Çünkü, bu hal gerçekten rahatsız ediciydi.

Suçum henüz ortaya çıkmadan önce Efendim ile birlikte birkaç malzeme alarak bir seans hazırlığı yapmıştık. Çıta, plastik kelepçe ve ip gelecek falaka içinmiş. Bana da sürpriz olmuştu. Malzemelerin ortak amacı bana acı vermek. Seçimine şahit olmak benim için ayrı bir şanstı. Keyifli alışverişin ardından böyle bir sebepten dolayı falaka beni üzdü. Kırbaç, uzaktan bakınca sopalara nazaran çekilebilir bir acı gibi görünebilir.

Birkaç darbeden itibaren tabanları ısıtıyor ve acıyı biriktirip aniden ortaya çıkarıyor. Nereden geldiği anlaşılmaz bir tokat gibi. Ayrıca, kırbaç bir habercidir. Gelecek sopayı ve vereceği büyük acıyı işaret eder. Kendi falakamın rotasını çözdüm galiba. Yalnız, bunun farkına varmak, kırbacın acısını katlıyor. Ağırlaşacak olan falakayı kesinlikle hak ettim. Fakat, içten içe korkudan elim ayağım titriyor. Sopaya ramak kala verilen elektrik, hissettirdiği şokla beni iyice geriyor. En çok sızlayan yerleri tek tek bulup işaretliyor. Nasıl da ince ince çarpıyor. Suçluluk hali içimi en sızlatan durum.

Kırık topuk başıma bela oldu

Benim tercihim elbette acı. Bir yanlış yapıp falakaya çekiliyorum. Efendim’in beni bağışlaması için verdiği acıyı almam şart. O sopaya rağmen! Ona sopa demek yapısını ve etkisini küçümsemek olur. At kamçısı mı demeliydim? Dışını lateks ile süslemişler. İçine, benim gibi söz dinlemeyen, göz göre göre hata yapan, pişmanlığını ispat edecek ve köleleri yola getirecek acının elli tonunu iliklerime kadar hissettirecek inanılmaz bir kamçı. Falakam bu kamçıyla başka bir boyuta taşındı. Acısını birebir tarif etmek mümkün değil. Ne olursa olsun, benim suçum en büyüğü. Efendim’in iznini almadım. Bir değil, üç ayakkabımı birden verdim. Yetmedi, ayakkabımın topuğunun kırılmasıyla başıma gelmeyen kalmadı. Kırık topuk başıma bela oldu.

Neye üzüleceğimi şaşırdım. Buse’nin sebep olduğu durumlar hakkında hiçbir bilgisi yok. O’nun ruhu duymazken beni hata ve acı içinde bıraktı. Senden alacağım olsun Buse. Elif olarak bu olay başıma gelseydi, tabii içten içe ayakkabıma üzülürdüm. Canın sağ olsun der unuturdum. köle Elif ise, aynı hataya bir daha asla düşmez. Bunu da unutmaz.

Bir de topuğumu kırmış. Madem yüksek topuklu ayakkabı ile yürümeyi beceremiyordun. Neden benim güzelim ayakkabıma sebep oldun? Kime hava atıyordun, söylesene orospu kime kuyruk sallarken ayağın takılıp da düştün? Kırılası kıçının üstüne düşmek sana yetmez. Bu yeni kamçıyla, özellikle topuğumu kırdığın tabanında acıyı tatmanı çok isterdim. Falakaya çekilmeni büyük bir keyifle izlerdim.

Sakar, salak, beyinsiz, orospu Buse! Bir gün falaka acısıyla kıvranıp, affedilmek için ayaklarıma kapanıp, ağzına tükürdüğümü yaşamak isterim. Seni aslında Efendim’in huzuruna çıkartıp kendisine köle yapmak lazım. Buse bence bunu çok isterdi ama Efendim’in arkasından iş çevirirsem, falaka dayağından 1 hafta ayaklarımın üstüne basamam.


Kırık Topuk Teaser

– The Pain Of Defiance –




Acı Efendim’in ellerinden çok özel bir hisse dönüşüyor

Efendim’in bana aldığı ve emanet ettiği ayakkabılarımı hak etmek için onlarca kez falakaya çekildim. Birçok malzeme ile tabanlarıma vuruldu. Acının her halini tattım. Onlar benim en değerlilerim. Bu değeri, şimdi net ve en keskin şekilde idrak ediyorum. Değerinin yanında koruyup kollamam gerektiğini de maalesef böyle bir talihsizlik sonucunda öğreniyorum. Özür dilemek, pişmanlık ceza sonrasında daha anlamlı olacak. Eninde sonunda o kamçı inecek tabanlarıma. Ta ki, Efendim’in beni affettiği ana kadar. Hak ettiğim acının yeterli olduğunu söyleyene kadar. Efendim, hatamdan dolayı ve kendisi için çektiğim acıdan memnun olana kadar. Kırık topuk için hesabı ödeyene kadar.

Kamçı öyle zorluyor ki, karşısında gık çıkarmadan durabilecek köle olacağını hiç sanmıyorum. Ah benim zavallı tabanlarım. Akıllı davranmadığım için cezasını sen çekiyorsun. Hatam çok büyük. Fakat, bu kamçı ile tuzla buz oluyor. Tabanlarım acı içinde, bedenim stres içinde dayanmaya çalışıyor. Bir darbesi bile kölenin aklını başına toplamasını sağlayabilecek etkide. Yalnız, benim daha çok kamçılanmam lazım. Her ne kadar zorlansam da, falakada kaldığım her saniye benim için çok önemli. Hissettiğim şey tam olarak, aynı anda farklı yönlere koşmak istemek gibi bir şey. Özellikle bu kamçının tabanlarımı artık rahat bırakmasını diliyorum.

Öte yandan da, falakada kalmak da istiyorum. Bir de, topuğu kırılan ayakkabımı Efendim’in yanında bir daha giyemeyeceğim için çok üzgünüm. Hep karmaşık duygular içindeyim. Acı, kendi başına rahatsızlık vericiyken, Efendim’in ellerinden çok özel bir hisse dönüşüyor.

Bir köle daha ne ister ki

Ben, Efendim’in verdiği acıya talibim. Efendim’in de bana acı vermesiyle sadistliğini benim üzerimde yaşaması hoşuma gidiyor. Her cezamda sadistliğinin tüm kapılarını bana açıyor. Efendim’in keyfine leyif katmak için vereceği tüm acıları istiyorum. Ceza almak bu açıdan ortamı hazırlıyor. Falaka veya diğer cezalarım sadece benim dersimi almam için değil. Aynı zamanda Efendim’in sadist duygularına hizmet etmeli. Daha fazla falakaya çekilmem lazım. Efendim elinde sopayla üzerime yürüdüğünde, gözlerinde bana vereceği acıya karşılık alacağı zevk ateşini görüyorum. Hep, nasıl acı çektiğimden bahsediyorum. Asıl önemli olan, acıyı veren Efendim’in aynı andaki keyfinin muhatabı olmak. Bir köle daha ne ister ki.

köle olarak ayağım çıplaklığı değişmez kuraldır. Öylece, markete girip alışveriş de yaptım, umumi tuvaletlere de gittim. Sokakları ve caddeleri dolaştım. Ayakkabılarımı hak etmek için çabaladım. Efendim’e ve o güzelim ayakkabılara layık olacağım.

Bir daha izin alamadan asla!

Yazımı paylaşın

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz. - Özdemir Asaf

Yazar

Paylaşımlar

Diğer yazılarımı da okuyun :-)

köle Elif
Latest posts by köle Elif (see all)

Yazımı paylaşın

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz. - Özdemir Asaf

Yorumlarınız

Düşücelerinizi paylaşın

Bildiri Gönder
Bildir
guest

4 Yorum
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Inline Feedbacks
View all comments

4
0
Düşüncelerini paylaş, lütfen yorum yap.x