loader image

Ayağımı İyi Yala

Zehra'nın Falakası - Ayağımı iyi yala köpek ‘Ayağımı iyi yala köpek’ geçmişten bugüne ciddi sorun yaratan bir anlam taşıyor. Ona denildi, haklı veya haksız fark etmeksizin, köle köleyi satmalıdır! O da hata yaptı ve mahrum kaldı. Büyük bir hataydı. Çok uzun zaman boyunca affedilmeyi Efendi’sinin huzuruna çıkmayı bekledi. Çok üzüldü, çok pişman oldu. Elinden gelen her yolu denedi. Ve yeni bir şans için kapı aralandı. Verilen emirleri yerine getirdi. En çok da Efendi’sinin de merhameti sayesinde affedildi. Buluşma gününe en az O’nun kadar ben de heyecanlıydım. Ne de olsa o gün orada ben de olacaktım. Zehra, Efendi’sine kavuşmasının heyecanını yaşayacak, ben de O’nu yeniden görmek sevincini.

Yandın kızım sen !

Zehra’nın kapısını açtım. İçeri girerken varsa çorabını çıkaracak mı derken ayakkabısıyla içeri girdi. Ben, bu konuda başlarda çok dikkatsiz davrandım (Çıplak Ayak Mecburiyeti) ve hak ettiğim cezalar sonucunda eve girerken çorabımı ve ayakkabımı çıkarmakla artık refleks kazandım. O an Zehra’yı uyarmak konusunda kararsız kaldım. köle, diğer köleyi satacak emrine sadık kalarak sessiz kaldım. İçimden, “Yandın kızım sen!” dedim.

Biraz sohbet edip hasret giderdik. Geçen zamanın uzunluğu ile kendimi fiziken Zehra’yı hem yeni tanıyor gibi hem de sürekli yan yana geliyormuş gibi hissediyordum. Günlüğümden ara sıra yazıştığımız için duygusal olarak belli bir samimiyet vardı.

Eve gelen hangi kadın olursa olsun, köle dahi olsa en aşağıda olan benimdir. Ve Efendim’in emri ile kölenin/kadının ayaklarının altını öpmem gerekiyor. Beklenen o emir ile ayağa kalktım. Çıplak olmam da emir içindeydi. Soyundum. Yere oturdum. Hazır bekliyorum. Zehra ise hala ayakkabılarıyla oturuyor. Zehra’dan hazır olduğuna dair bir işaret bekliyorum. Gelmiyor. Acaba ayağını bana öptürmek istemiyor mu diye düşünüyorum. Layık mı görmüyor, yoksa kıyamıyor mu?

Alışmıştım falakaya çekilmeye

Bilemiyorum. Efendim’in emri var. Ben de saldırır gibi davranıp rahatsız etmek istemedim. Çünkü, ayağını geri çekti. Gerekenin bir an önce yapılması için sert bir uyarı alınca Zehra’nın ayağına doğru uzandım. Ayakkabısını ve çorabını çıkardım. Bunu beklemiyordum. Altında külotlu çorabı da vardı. Gerçi havalar bugünlerde epey serindi. Giymesi normaldi. Belki de ben direkt tenine erişemediğim için üzüldüm. O yüzden beklemedim. Ayağının altını öptüm. Diğerini de aynı şekilde çıkarıp öptüm. Efendim’in izni ile kalkıp giyindim.

Zehra, hatasından bugüne dek birçok zorlu sınav verdi. Ancak, asıl sınavı birazdan falakada verecekti. Tertemiz bir sayfa açması için bu acıyla savaşması şarttı. Ben O’na inanıyordum. Azmini de gördükçe hiç şüphem kalmamıştı. Falaka için ben de hazırlık yapıyordum. Uzanacağı yeri hazırlarken, birkaç gün öncesinden kendi falakamın da benzer bir şekilde olduğu aklımdan geçti. İlginç bir deneyimdi. Hazırlanıyorduk ve falakaya çekilecek olan ben değildim. Rahattım. Ama rahat da batıyordu. İçimde bir burukluk oluştu. Alışmıştım falakaya çekilmeye.

Birbirinizi satacaksınız !

Her şey hazırdı. Efendim’in falakaya başlamasını bekliyordum. Kapıya yaslanmış dinlerken, Zehra’yı benim de falakaya çekeceğimi duymayı beklemiyordum. Çok acı çekmesini istiyordum. Efendim’e karşı yaptığı hataya karşılık, hak ettiği cezasını almalıydı. Göz yaşlarıyla pişmanlığını dile getirmesini, sopanın etkisiyle çığlık atmasını istiyordum. Fakat, benim ellerimden oluşu çok tuhaf geldi bana. Ben ki köleyim. Bu yetki beni aşıyordu. İlk defa birini falakaya çekmeye saniyeler vardı. Çok ağır bir sorumluluk. Acı verecek araç olarak, kırbaç ikinci plandaydı. Asıl bir köle olarak diğer köleye acı verecek olan bendim! Efendim bu kararla sadistliğine beni de ortak etti. O an, benim falakaya çekilmemi tercih ederdim. “Birbirinizi satacaksınız!“ emri kulağımda çınlarken hislerim doğrultusunda hareket edemezdim.

Duygularımı göz ardı edip Efendim’in uzattığı kırbacı aldım. Zehra’nın tabanlarına indirmeye başladım. O’nun için nasıl bir başlangıç bilmiyorum ama benim için çok zordu. Yeterince sert vurmadığımı biliyorum. Gitmiyor elim daha fazlasına. O’nun canını acıtan ben olmak istemiyorum. Alacağı derse olumsuz bir etkim olabilir diye endişe ediyorum. Vuruyorum ve düşünüyorum. Zehra’nın ayaklarının altını az önce kendisinden aşağıda olan bir köle öpmüştü. Şimdi de, aynı köle tarafından falakaya çekiliyordu. O’nun için ne kadar onur kırıcı olduğunu tahmin edebiliyorum. Benim için farklı bir seviyeydi. Efendim, kölesini bana emanet etmişti. Bu açıdan gurur duymuştum. Bir insanın sorumluluğunu almak hiç kolay değilmiş. O kısacık sürede bunu anladım. Her iki taraf için de zor dakikalardı. Bu da karşılıklı bir eğitim değil mi? Asıl amaç Efendi’mizin emriydi. O’nun memnun olmasıydı. Ayrı ayrı ya da birlikte. Ortaklık yaparak veya birbirimize karşı hareket ederek.

Ayağımı iyi yala köpek !

Efendim’in daha sıkı vurmam gerektiği ile ilgili birkaç vuruşu var ki… Aramızda çok fark var gerçekten. Ben vurmuyor okşuyorum adeta. Efendim’in beklediği gibi olmazsa ben de ceza alabilirdim. Biraz daha sert vurmaya çalıştım. Ya haddinden fazla ağır vurursam diye korkuyorum. Elim ağırdır çünkü.

En baştan beri falakadaki bir şey benim de dikkatimi çekti elbette. Efendim’in bir bildiği vardır deyip zamanını bekledim. Falakada olmaması gereken, hatta daha eve girerken olmaması gereken bir şey vardı. Zehra’nın çorapları! Efendim, kölesini çorapla falakaya çekmez. Biz de sosyete kölesi değiliz tabii. Efendim, o çorapları yırtmamı emretti. Normalde ipi hemen kaçar bu tür çorapların. Şimdi ise, zorla yırtabildim. Biraz da çıplak tabanlara kırbaçla vurdum. Ardından vurduğum tabanları yalama emri geldi. Hem döverim hem severim oldu biraz. Kırbacı elime aldığımdan daha rahat hissediyorum Zehra’nın ayaklarının altını yalarken. Bu kez çoraplar da yok. Kokusunu ve tadını alabiliyorum. Uzun zaman oldu bu güzel ayakları görmeyeli ve yalamayalı.

Ben, Zehra’yı eve girerken çorabını ve ayakkabısını çıkarmalısın diye uyarmayarak ve falakaya çekerek O’nu satmış oldum. Sıra O’nundu. Bana söylemesi gereken bir cümle vardı. “Ayağımı iyi yala köpek!” Benim için alınganlık namına hiçbir şey ifade etmeyen bir cümle. köleyim ben. Efendim tarafından ve O’nun emriyle herhangi biri tarafından aşağılanmak en doğal durumlardan biri.

Kablo çok sert iniyor

Sosyal hayatımda birçok insan gibi saygıya ve nezaket kuralları içinde konuşmaya çok önem veriyorum ve aynı davranışı bekliyorum. Kaba insandan hiç hoşlanmam. Kelimelerin, düşünceleri ve davranışlara etkisine inandığım için bu konuda fazla hassasiyetim var. Karşımdaki çoğu insan fark etmeden kırgınlıklar yaşıyorum hatta. köleyken durum başka. Söylenen hakareti ve küfrü çoğu zaman tebessümle karşılıyorum. Arsız mı oldum acaba.

Neyse, Zehra o kadar çok direndi ki bana o cümleyi söylememek için. Kabloya ansızın geçiş yapmak zorunda kaldı. O da benim gibi kimseyi sözleriyle kırmak istemeyen biri. Bu denli hassas bir köle arkadaşım olduğu için çok şanslıyım. Ama Zehra benim kadar şanslı değildi. “Ayağımı iyi yala.” diyor. “Köpek.” demiyordu. Kablo çok sert iniyor. Canı feci yanıyor. Benim için, benim yüzümden acı çekiyor. Yalnız, bir türlü o cümleyi tamamlayamıyordu. Beni hiçe saymalı, Efendi’sinin emri her şeyin üzerinde olmalıydı. Bu sözlerden dolayı ağlayacak olsam dahi söylemekten vazgeçmemeydi. O’na alınmayacağıma ikna etme çabalarım da bir süre daha işe yaramadı. Keşke, Zehra beni falakaya çekseydi. O zaman her şey daha kolay olurdu. Benim yüzümden canı çok yandı. Kırbaçtan kabloya geçişin ne demek olduğunu ben de çok iyi biliyordum.

Sopa kuvvetle Zehra’nın tabanlarına inmeye devam ediyor

Nihayetinde bana o cümleyi söyledi. Ayağımı iyi yala köpek demesi sanki ikimizi de rahatlattı. Ben de bir köpek olarak Zehra’nın ayaklarının altını iyi yaladım. Ardından yine köpek gibi yaladığım tabanlara kırbaçla vurdum. İlk andakinden birazcık daha sert vurmaya çalıştım. Hafif vuruş da, mazoşist bir köleye yetersiz gelir ama ben şimdilik yapamadım.

Affedilmek için cane sopasıyla olan imtihanını da vermesi gerekiyordu. İşi çok zordu. Fakat, kesinlikle hak ettiği bir cezaydı. Efendi’si öyle uygun görmüştü. Affedilmenin huzuru için tüm acılara değer. Yapacağına inanıyordum. O güçlü bir kadın. Geri dönmek için verdiği mücadeleye hayran kaldım. Sopayla baştan sona ben vursaydım eminim Zehra asla keyif almazdı. Mazoşisti acıya doyurmak da önemli ve zor bir iş. Benim sopayı kullanışım daha doğrusu kullanamayışım Efendim’i eğlendirdi. Sopayı elime alınca anladım ki, bu iş kesinlikle bana göre değil. Emir dışında asla yapmam. Bu daha çok bana işkence.

Sopa doğru ellerde ve doğru kuvvetle Zehra’nın tabanlarına inmeye devam ediyor. Sona yaklaşırken yüz sopasına ben de sayarak eşlik ettim. Sayı ilerledikçe bana da ağır geldi ve içimdeki yoğunluğun sesime yansıdığını fark ettim. Ortada üzücü bir durum yok. Ancak tüm seans baştan itibaren beni duygulandırdı. Daha güzel günlere artık çok yakındık. O, gerçek bir mazoşist. Kabloyla ve sopayla çok iyi mücadele etti. Sıkı ve son 10 sopa geleneğine aşina değildi. Efendim artık O’nu da bu geleneğe kattı. Falakanın sonuydu ve tüm hatalarını sildi süpürdü.


Zehra’nın Falakası Önizleme

– Uzun Fragman Belki Gelecek –




Bir kadının en özel bölgesini yalamak

Dilerim affedilmenin hakkını verir. Gelişimiyle Efendi’mizi memnun eder. köle olarak varlığını daha güzel anlarla sürdürür.

Bu anın yaşanacağını en azından şu an hiç beklemiyordum. Zehra’ya yatağa uzanması ve bana da amını yalamam emredilmişti. Yatağın kenarında oturuyorum ve sersemleştim. Bir an önce de emri yerine getirmek için atakta bulunmalıydım. Zehra’nın buna hazır olup olmadığına emin olmak istedim. Aslında her ikimizde ayrı ayrı bunu yapacağımızı Efendi’mize söylemiştik. Birbirimizle veya başka kadınlarla. Eyleme dönüştürmek zorladı bizi. Gereksiz bir şekilde oyalandık. Anında harekete geçmem gerekirdi. O gün, kalbim öyle hızlanmamıştı. Zehra’ya yaklaşırken yanaklarımda ince ince kıvılcımlar patlıyordu. Bir kadının en özel bölgesini yalamak mı daha mahrem, yoksa O’na acı vermek mi?

Bu dilemma arasında gözlerimi kapayıp Zehra’nın amını yalamaya başladım. İçimden dualar ediyorum. Umarım sana istemediğin anlar yaşatmıyorumdur diye. Belki de bunu yaşamak isteyeceği kadın ben değilimdir. Çok gelgitler yaşadım. Ben kendi açımdan mutsuz değildim. Heyecanlıydım. İlk kez bir kadınla bu özel anı yaşıyordum. Efendim’in emriyle gerçekleşse bile O’nun karşısında çekiniyordum. Zehra’yı da incitmek istemiyordum. Yavaş ve dilimle nazikçe dokunuyordum. Zehra bu anlarda nasıl hissetti bilmiyorum. Sormaya çekindim açıkçası. Keyif aldı mı, yoksa kendini kastı mı bilemiyorum. Böyle bir tecrübeyi Efendim’in sayesinde yaşadım. Zehra ile bu ilkin gerçekleşmesi benim için çok değerliydi. Kendime yakın hissettiğim, belli bir geçmişimizin olması, ilk köle arkadaşımla olması avantajdı.

İki köle sürekli sınav veriyoruz

Seansın başından itibaren bir takım zıtlıklar içinde kaldık. Ne de olsa, her şey zıddıyla kaimdir. Falaka sırasında ayağını yaladığım köle ile yan yana otururken Efendim yeniden emir veriyor ve Zehra bu kez de benim ayağımın altını yalıyor. Bacak bacak üstüne atmış oturuyorken ayağımın altında bana seans sırasında, “Ayağımı iyi yala köpek!” diyen köle var. Efendim’in, bizim yerimizi değiştirme hızı başımı döndürmüştü. Bir yanım keyfine bakarken, diğer yanım bu hal karşısında kasılıyordu. Ben, aşağı seviyede köle olmaktan dolayı daha iyi hissediyorum. Şu durumda mahçubiyet duyuyorum.

İki köle sürekli sınav veriyoruz. Karışık duygu ve durumlar içerisindeyiz. Tek bir gayemiz var. Efendi’mizin yolundan gitmek istiyoruz. Seans sırasında yaptığımız ve söylediğimiz hiçbir şey şahsımıza ya da kişiliğimize karşı değil. Her şey Efendi’mize itaati sağlamak içindir.

Ağzımda da Efendim’in siki var

Zehra ayağımın altını yalamaya devam ederken Efendim bana doğru yaklaştı. Ve önümde durdu. Pantolonunu açıp sikini ağzıma almamı emretti. Nabzım sürekli yükseklerde. Ayağımın altında bir köle, ağzımda da Efendim’in siki var. köleliği iliklerime kadar hissettiğim anlardan biri daha. Efendim’e orospuluk yaparken yanımızda başka birinin/kölenin olmasından utanabilirdim. Ki, bu ilk değildi ama böylesi ilkti! Ama utanma duygusuna fırsat kalmadan Efendim sikini ağzıma vermişti. Zehra bu durumda neler düşündü bilmiyorum. Efendim’in spermlerini yutarken zorlandığım sırada (Efendim beni düşünerek beni iyi ve yoğun besledi), Zehra ayağımı sıkıca tutarak bana destek oldu. Bu düşünceli ince hareketi kalbimi ısıttı. Bu destek için, her şey için sana çok teşekkür ederim Zehra.

İçimiz rahattı

Akşam oluyorken çıkmamız gerekti. Efendim’in yanından ayrılmak hep en kötü ve en zor an. Efendim’in yanında tamamlanıyorum. Ayrılırken paramparça oluyorum. Zehra ile bana birlikte vakit geçirmek için izin verilmişti. İletişim yolları yasaktı. Bu yüzden bu fırsatı kaçırmak istemedim.

Fakat, kısıtlı zamanı zar zor da olsa esnettim. Bir yerde oturduk. Türk kahvesi eşliğinde sohbet ettik. Kendi hakkımızda ve yaşadığımız gün hakkında konuştuk. Yoğun geçen seansların ardından bir hüzün bir kırgınlık yoktu. Olması ve yaşanması gereken her şey kuralına göreydi. İçimiz rahattı. Çünkü, kuralları belirleyen Efendi’mizdi. O’nun emirleri karşısında boynumuz kıldan incedir.

Dönüşüne sevindim Zehra. Dilerim daha çok seanslarımız olur.

Zehra’nın Gözüyle

Pek yakında Zehra’nın gözüyle bu hikayeyi okuyun.

Yazımı paylaşın

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz. - Özdemir Asaf

Yazar

Paylaşımlar

Diğer yazılarımı da okuyun :-)

köle Elif
Latest posts by köle Elif (see all)

Yazımı paylaşın

Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz. - Özdemir Asaf

Yorumlarınız

Düşücelerinizi paylaşın

Bildiri Gönder
Bildir
guest

8 Yorum
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Inline Feedbacks
View all comments

8
0
Düşüncelerini paylaş, lütfen yorum yap.x