Falaka Keyfi falaka
Evimdeyken kimim, neredeyim ve ne yapıyorum diye yaşadığımı bazen idrak edemediğim oluyordu. Acaba Efendim de, uyanır uyanmaz beni yanında/yatağında gördüğünde bu tip düşünüyor mudur diye içimden geçirirken açtı gözlerini…

Efendim sabah kahve ile güne başlıyor. Hemen kalkıp hazırladım. Efendim hala yatağında. İçeride TV izlerken, ellerini şaklatarak beni çağırdı. Ayaklarının altını yalama emrini aldım. Üstelik bu kez ayağının bir kısmının üzerine çıkabileceğimi söyledi Efendim. Parmaklarını emerek.
Terliğimi çıkardım. Elinizi şaklatmanızın manasını ve böyle bir emirde ayağımın çıplak olması gerektiğini sopanızla okşadığınızda daha iyi anladım Efendim. O falaka sopasıyla üzerime doğru gelişiniz her zaman heyecan verici.

Efendime oral seks yapacaktım

Yere diz çöktüm. Ayağını daha iyi yalayabileyim diye elimde tutmama izin vermişti Efendim. Dilimi her noktada gezdirerek yalamaya çalıştım. Çok şanslıydım. Kaç kişi bu emre layık görülebilir ki?
Bazen bir sırayı takip ederek, bazen de düzensiz şekilde yaladım o güzel ayakların altını. Parmaklarının aralarında dilimle gezindim. Ardından parmaklarını teker teker ağzıma alarak emdim. Öncesinde yasak olan bir ayrıntıya izin verilmesi beni mutlu etmişti. ‘Belli ki Efendim benden memnun’ diyordum. Yaladığım ayağını yatağa geri bırakırken ve diğer ayağını elime alırken istemeden incitmekten endişe duydum. Elimde tuttuğum ayağın değerini ve kime ait olduğunu çok iyi biliyordum. Şu an o ayaklar bana ne de çok uzak. Acele etmeden yavaşça yaladım Efendim’in ayağının altını ama bir dahaki sefere daha uzun tutacağım süreyi.

Görevim bitmiş miydi? Hayır, Efendim yeni bir emir veriyordu. Daha önce hiç yapmadığım. Korktuğum ve üzerine düşünmekten bile kaçındığım. En baştan kabul etmiştim Efendim’in üç delik orospusu olmayı. Zamanı gelmişti. Şimdi Efendime oral seks yapacaktım. Yapacaktım ama ya başarısız olursam gerektiği şekilde olmazsa! Boşaldığında yutamazsam! Özellikle vurguluyordu Efendim yutmamı. Başarısız olursam da bunun ilk seferde normal olduğunu söylüyordu. Ne kadar incesiniz Efendim…

Efendimin penisi ağzımdaydı

İzin isteyip önce birkaç yudum su içtim. Tezgaha tutunup kısa bir an düşündüm. Sonra düşünmemeye karar verip odaya gittim. Yatağa oturup eğildim. Efendimin penisi ağzımdaydı. Yavaş hareket ediyorum. Gözlerim kapalı. Kendimden emin değilim. Efendim benimle konuşuyor. ‘Spermlerim senin için bir gıda ve bu protein kaynağına ihtiyacın var.’ Ses tonu rahatlatıyor beni. Sıcacık elini sırtımda gezdirerek gerginliğimi alıyor ve güven veriyor. Beni olumsuz düşüncelere bırakmıyor Efendim. Çenem yoruluyor ama durmuyorum. Durursam ve yapamazsam bu çok büyük saygısızlıktı. Çünkü, Efendim keyfine bakıp benimle ilgilenmeseydi her şey yolunda gitmeyebilirdi. Çok iyi olmayabilirim. Donuk bir duruşla, kafam aşağı yukarı inip kalkıyor. Çenem ağrıyor. Sadece yapabilmeyi diliyorum. Çekinsem de, zorlansam da çabuk bitsin diye beklemedim. Efendim yönlendiriyor beni. Hala yavaşım.

‘Biraz hızlan’ diyor. Ve bir elimi de kullanarak devam etmemi emrediyor. Elim ve ağzım Efendim’i boşaltmak için aynı anda hareket ediyor. Beni zorlamamak adına çok uzun tutmayacağını söylerken mahcup oluyorum. ‘Hazır ol’ dediğinde, kendime yalvarıyorum beynime ve reflekslerime. Mahvetme bu anı. Hiç yutmadın ama yutabilirsin. Hem Efendin’in spermi bu! Yapabilirsin, yaparsın…
Bir an ağzımın içindeki hava azaldı. Hafif basınç hissettim. Efendim’in boşalıyor olduğunu tahmin ediyorum ve doğru. Ilık bir sıvı ağzıma yayılıyor. Sakinim, yavaş yavaş yutmaya çalışıyorum. Öğürme hissi oluyor. (Bu arada Efendim gülüyor bana :)) Sakin kalmayı başarıp tamamını yutuyorum. Efendim ‘Tamam bitti’ deyince, uyanırcasına açıyorum gözlerimi. Çekiniyorum Efendim’e bakamıyorum. Titriyorum. Efendim dişlerimi fırçalamamı emredince banyoya gidiyorum. Kendime bakıyorum aynada. Şaşırıyorum yaptığıma. Yapabildiğime seviniyorum. Efendim sayesinde. O’nun desteği ile.

Canım yanacaktı ama falakadan geri kalmak istemiyordum

Kanepede oturuyordu Efendim. Gülümseyerek yanına oturdum. Başlarda kanepenin koluna ilişiyordum. Şimdi rahatsız etmeyecek şekilde ama olabildiğince yakın oturmak istiyordum. O zamana kadar her köle görevimden sonra ve özellikle oral seksten sonra kendimden bir şeylerin eksildi ve biraz daha bağımlı hissetmeye başladım. Aklım ve dengem benim elimden çıkıyordu artık. Orada bulunduğum sürece kendimi acıkmış bile hissetmedim. Efendim’in ısrarlarıyla bir şeyler atıştırıyordum. An be an O’nun çekim alanına giriyor, yamacından ayrılmak istemiyordum. Serbest zamanlarda bile başka bir şeyle uğraşmak istemiyordum. Orada yazmam gereken günlüğümle dahi ilgilenemedim.
Sohbet sırasında benden kıdemli bir köle kadının veya Efendim’in uygun gördüğü bir Sahibenin bana istediği uygulamayı yapmak isterse (tabi Efendim’in izni ile) kabul etmek zorunda olduğumu duyuyorum. Bu ister canımı yakacak bir görev olur, ister sevişme olur. Tebessümle dinlerken içimden hiç nasıl yaparım diye geçirmeyişime şaşırıyorum. Galiba Efendim’in de söylediği gibi ben biseksüelim. Farkında olmadığım bu yönüm keşfediliyor. Ayrıca, hiçbir erkeğin dediğini yapmam gerekmiyormuş. Efendim’in beni diğer erkeklere karşı koruyup sakınmasından mutlu oluyorum. Acıyı ve zorlukları iyi niyetinizle dengelemeyi çok iyi biliyorsunuz Efendim.

Efendim’in bana çekeceği keyif falakası için beni nedensiz, sadece keyfi için işkence yapacağını anlatıyor. Evet, canım yanacaktı ama falakadan geri kalmak istemiyordum. Adeta tabanlarım kaşınıyordu. Yatakta sırt üstü uzandım. Bacaklarımı havaya kaldırıp yatak başlığının parmaklıklarına bağlandım. (Kendi montumun kemeri ve çantamın askısı ile :))
Güç almak için yataktaki havluyu sıkı sıkıya tutuyorum. Efendim kabloyu yine kullanacak mıydı merak ediyordum. Yalvarma izni de yoktu. Gerçi buna yeterince çalışmamıştım. Bu tembellik benim bir yerde canımı hiç olmadığı kadar yakacak ama ne zaman bilmiyorum. Bir kez daha Efendim tarafından falakaya çekiliyordum. Bu kez bir farkla. Efendim’in vuruşunu ve ayaklarımı görebilecek vaziyetteyim.

En acı sızlanmalarım kablonun tabanlarıma indiğinde oluyor

Falakaya Bağlıİşte falakadayım, Efendim’in ellerindeyim diye sevinirken aynı zamanda acısına dayanamamak beni korkutuyordu. Darbe ile sızlayan parmaklarımı ayağımın içine doğru çekiyorum ama Efendim o anda bile vurmayı sürdürüyor. Bu sefer can havliyle parmaklarım her biri bir yana kaçmak istercesine açılıyor. Bir an için durdurdum her şeyi. Ayaklarımı kımıldatmadan, tepkisiz kalmayı denedim. Birkaç vuruş sürecinde direncim kırıldı. Dayanamadım. Havluyu ağzıma ve yüzüme bastırıyorum. Sopayı ya da kemeri sıra ile kullanıldı. Kabloyu tabi unutmadı Efendim. En acı sızlanmalarım kablonun tabanlarıma indiğinde oluyor. Yukardan ayağıma inerken kabloya bakamıyorum. Gözlerimi kapatıp bekliyorum. Kablonun acısı, komaya da sokar komadan da çıkarır bence.

Fiziksel acı ne kadar büyük olsa da her saniye azalmaya doğru gider. Ya ruhun acısı! Ya pişmanlık! İşte örneği; sona yaklaştığımızda Efendim, bu falakayı hakkedip etmediğimi sormuştu. Tabi hakketmiştim. Bu doğru cevaptı. Ancak, yeterli olup olmadığına dair ne cevap vereceğimi kestiremedim. Ne demeliydim, çok bacaladım. Önce yetmez deyip ardından üç kez yeterli demek daha o anda ruhumu sızlatmıştı. Efendim keşke devam etseydiniz ve bana hiç söz hakkı tanımasaydınız. Ve böylece falakam sonlandı. Ayaklarımın acısından ziyade, zor mu geldi niye devam etmedim diye yedim kendimi. Ta ki Efendim, ‘Sen doğru olanı yaptın. Devam etmek gerekseydi ve isteseydim, seni dinlemezdim.’ diyene kadar. Bütün vesveselerimi yok ediyorsunuz Efendim. Huzur sizde…


Köpek gibi bekleyen kölesini sikmeye başladı

Efendim’in karşısında ilk kez ağlıyordum. Mutluluktan. Bu mutluluğun devamlı olmamasından. Her gün keyif falakaya yatmak isterdim, her gün Efendim’in yanında olabilmek için. Falakayı hissetmek için. Efendim’in varlığı ve onun sert eli beni mutlu ediyor.
Efendim bu kez içmemi emrediyordu. Azar azar dolduruyordu bir yudumda içiyordum. Çok iyi geliyordu. Buz gibiydi. Boğazımdan karnıma kadar yakıyordu. Hafif narkoz etkisine benzettiğim bir uyuşukluk hali veriyordu. Konuşmam yavaşlıyor, başım ağırlaşıyordu. Kendimi kaybetmek istemedim ve tadında bıraktık. Kendimi toplamıştım. Biraz da kanepede Efendim’in kollarında ‘nefes aldım’. O durumda da ben Efendim’in kölesiydim. Ve hizmet etmeye hazırdım.

Efendim’in ‘Odaya git. Yatakta domalıp bekle’ emriyle kalkıp hazırlandım. Efendim gelince köpek gibi bekleyen kölesini sikmeye başladı. Üstelik kemeriyle kalçama ve tabanlarıma vurarak. Çünkü köleler dövülerek sikilir. Arada kemerin demiri ile vuruyordu. Buna rağmen keşke daha sert vursa diyordum içimden ama bunu dile getirsem benim için hiç iyi olmazdı herhalde. Ama seviyordum Efendim tarafından sikilirken dövülmeyi.

Sesi yoktu, nefesini bile dikkat kesilirsem ancak duyabiliyordum. Ama ellerindeydim, kölesini köpek gibi esir edip kendisine orospuluk yaptırıyordu. Beni keyfi sikiyor, keyfi işkence yapıyordu boşalana kadar.

Efendim’e sarıldım. Uzun ve derin nefeslerle kokusunu içime çektim. Keşke Efendim’e her gün keyfi köle, orospu, köpek olabilsem. Benim yerim sizin ayaklarınızın altında Efendim.


Falaka Keyfi Özel Fragman
Beni günlük sayfamda yalnız bırakmayan, buraya yorum yazan sevgili insanlara 8 dakika ve 30 saniye uzunluğunda özel fragmanı sunuyorum. Sadece yorum yazan, kayıtlı ve geçerli eposta adresi olan üyelerim için geçerlidir. Giriş yaptıktan sonra video açılacaktır. Beni destekleyen beylere teşekkür eder, bayanlarınsa ayrıca ayakların altından öperim.


köle Elif

Efendimin kölesi olmak için doğdum. Onun emrinde yaşamak ile ölmek için yaratıldım.
köle Elif

köle Elif'in son paylaşımları (tümünü göster)