BDSM & Fetiş Sohbet Merhaba, biz şu anda Efendim ile birlikteyiz. Ben Efendim’in yanına geldim. Size ‘BDSM ve Fetiş Sohbet’ adı altında ilk sohbetimizi sunmak istiyoruz. Kahvaltı yaparken sizin sorularınızı cevaplayacağız ve fikirlerimizi paylaşacağız.

Seninle bir kölenin bir Efendi’nin tanışması mümkün mü?

EFENDİM: Şimdi en çok gelen sorulardan bence en önemlisi tüm web sitenin içindeki uyarılara, hatırlatmalara ve yazılara rağmen seninle tanışmayı istiyorlar. Ve buna yönelik neredeyse her gün birkaç tane mesaj geliyor desem yeridir. Tabi biz bunları yayınlamıyoruz, çünkü zaten web sitede bir belirtmemiz var. Ayrıyeten mail yoluyla gelenlere cevap vermeye ihtiyaç duymuyoruz. Burada kimse kusura bakmasın. Şimdi bu soruyu yine de sana soralım. Seninle bir kölenin bir Efendi’nin tanışması mümkün mü? Mümkün ise ne şekilde olabilir? Bu soruya bir cevap ver?

köle Elif: Benimle köle olsun Efendi olsun normal eğilimi olmayan sadece meraklı birisi de olabilir; erkek olarak mümkün değil. Ne yalnız ne de Efendim ile birlikteyken böyle bir şey mümkün değil. Kadın köle veya Sahibe’lerle böyle bir şeyin imkanı sadece Efendim’ in kararı ve Onun yanındayken mümkün. Tek başıma böyle bir şeye karar vermem, iletişime geçmem kesinlikle yasak. Böyle bir şeye izin olsa Efendim yanımda olur. Onun dışında mümkün değil.



BDSM & Güven



köle nasıl bulunur?

EFENDİM: köle nasıl bulunur? Standart bir soru, şimdi direkt senin için sorulmasa da sanki biz burada pazarlama yapar gibi de bunu soruyorlar. Biz şimdi iyi niyetli sorulara geçelim. Evet Elif, köle nasıl bulunur? Efendi ve Sahibe nasıl bulunur?

köle Elif: Aslında bunun kesin belirlenmiş yolu yöntemi maalesef yok. Tavsiye üzerine de ne kadar sağlıklı ilişkiler kurulabilir bilmiyorum. Benim açıkçası kendimden örnek vermem gerekirse örnek alabileceğim danışabileceğim kimsem yoktu. Günümüz şartlarından teknolojiyi değerlendirmeye çalıştım. köle açısından bakmak gerekirse, öncelikle bilindik sayfaları dolaştım. O şekilde tanımaya çalıştım. Aslında biz aradığımızda direkt ulaşamayabiliriz. Ya da, biz arandığımızda bize ulaşılamaz. Bu biraz hayatın akışına yönelik gelişen bir durum. İnsanlar kendileri seçilsin ve beğenilsin diye aslında yapamayacakları şeyleri öne sürerek daha kendilerini cazip hale getiriyorlar. Bence bu çok yanlış. Olur da, bir köleye ya da Efendi’ye denk gelindiği zaman artık eğilimine göre söylenilen şeyler gerçekleştirilemezse her iki taraf için hayal kırıklığı olur. Belki de, yakalanan şans bu yalan sebebiyle elden kaçmış olur.

kölelerin bence gerçekten yapabileceğini anlamak için tabi ki birkaç deneyim gerekiyor. Hiç denemeden yapıp yapamayacağını bilemez ama kendini iyi tanımalı. Ne yapıp ne yapamayacağını biraz olsun kestirebilmeli. Buna yönelik aramalarda bulunmalı. Kendi çevremizde çok kolay değil, evet. İnsanlardan çekiniyoruz. Başımıza herhangi bir sıkıntı geleceğinden çekiniyoruz. Bu yüzden en güvenli ortam internet. Aslında en tehlikeli ama bir yönden de en iyi imkanımız internet. Buradan uygun sayfalarda, mesela benim günlüğümde ‘Tanışma’ bölümü var. Efendim bu bölümü sizin iletişiminiz için açtı. Orada biz insanların birbiriyle iletişim kurmalarını gerçekten canı gönülden istiyoruz. Umarım doğru eşleşmeler olur. Bunun dışında önerebileceğim bir yer yok açıkçası. Çünkü, ne kadar güvenilir olduğunu bilmiyorum.

Sınırsız köle ne anlama geliyor?

EFENDİM: Sence sınırsız köle ne anlama geliyor ve bir köle sınır koyabilir mi?

köle Elif: Bence sınırsız köle aslında alınmasınlar ama heyecanlı kişiler olduğunu düşünüyorum. Belki de hayallerine ulaşmak için kendilerini feda etme aşamasında olabiliyorlar düşüncelerinde ama kendini bilmeyen kontrolünü sağlayamayacak olan insanları çok kısa bir süre içinde sınırlarına getirmek mümkün olabilir. O yüzdena, sınırsız bir köle olabileceğine ben inanmıyorum.

Ayrıca da ben sınırsız bir köle olmak istemem. Sınırlarıma gelmeme rağmen Efendim’ e köle olabilmek beni mutlu eder. Orayı biraz aşmak beni daha çok mutlu eder. Ama benim de sınırlarım olduğu gibi birçok kölenin sınırları olduğunu düşünüyorum. Olmalı mı, olmamalı mı? Olmalı bence. Ama bu normal bir ilişki içindeki gibi ben bunu yapamam, ben şunu istemiyorum şeklinde değil belki o şartı daha bir yumuşatarak aslında sınırlar esnetilebilir veya biraz geri çekilebilinir. Sınırlar daha çok kişinin kendi ihtiyaçlarını ve hayat tarzına göre bir konu.

Bir köle hayır diyebilir mi?

EFENDİM: Özellikle kölelerden gelen bir soru daha var. Bir köle hayır diyebilir mi?

köle Elif: Bir köle bence ilişki başladıktan, köleliğe kabul edildikten sonra hayır diyemez. Hayır demesinin belki de tek fırsat anı ilk başladığı o konuşmalarda olabilir. Orada her şey belirlenirken belki yapamayacaklarına istemediklerine hayır diyebilir. Onun dışında kurallar belirlenmiş, her şey rayına girmiş halde hayır demenin çok doğru olacağını düşünmüyorum.

EFENDİM: Ben katılmıyorum sana.

köle Elif: Neden Efendim?

EFENDİM: Diyelim ki, ben yasa dışı bir uygulama yapıyorum. Diyelim ki, ben normal bir insanın bir insana yapamayacağı bir uygulamayı yapıyorum. BDSM çerçevesinde kuralların dışına çıkıp bir uygulama yapıyorum. O zaman da mı hayır diyemeyeceksin?

köle Elif: Efendim tabi ki haklısınız. Ben normal bir ilişki için düşünmüştüm. Sizin gibi bu kadar geniş ve kapsamlı düşünemedim. Tabi ki o zaman hayır demekle kalmayıp uzaklaşması bile gerekebilir. Çünkü, iş tehlikeli bir hale geliyor o zaman. Ben çok zararsız veya kölenin şımarıklık ederek hayır demesi lüksüne karşılık bu cevabı vermiştim. Ama siz haklısınız. Her şeyi düşünmek lazım. Böyle şartlarda kölenin hayır demesi en doğal hakkı.

Efendim den Güvenli kelime – Safeword

EFENDİM: Zaten bir uygulama vardır. Bu hayır demekle aynıdır. O nedir?

köle Elif: Güvenli kelime.

EFENDİM: Ne oluyor onu kullandığın zaman?

köle Elif: Güvenli kelime kullanıldığı zaman buna ihtiyaç duyuluyorsa köle tarafından o işlem o andaç o dakikada sona erdiriliyor ve devam edilmiyor.

EFENDİM: Biz, bunu bir canlandıralım. Diyelim ki, ben seni falakaya çekiyorum. Ondan sonra senin mesela o anda bir tansiyonun düşüyor ve biliyorsun ki bunu durdurman lazım ne diyorsun o zaman?

köle Elif: ‘Ananas’ diyorum.

EFENDİM: Neden?

köle Elif: Çünkü, devam edemeyeceğimi düşündüğüm için.

EFENDİM: Tamam da niye ‘Ananas’ diyorsun?

köle Elif: Bu benim güvenli kelimem. Bu sebepten dolayı. Durun, yapamıyorum, dayanamıyorum gibi sözler aslında çok etkili olmadığı için ve insanın ağzından çok rahat çıkabileceği için farklı bir kelime seçilmesi gerekir. Bu sebeple farklı bir kelime seçilebilir. (Biraz heyecanlıyım, kusura bakmayın.)

EFENDİM: Buna kısa bir ekleme de yapabiliriz. Eğer köleniz bağlı bir şekilde ise ve ağzı da bağlıysa hani konuşamıyorsa o zaman vücut diline çok dikkat etmek lazım. Bu bir parmak işareti olabilir, önceden söylenmiş. Bu bir hareket olabilir, eğer parmakları bile bağlıysa ve o hareket gerçekleştiği anda o anda bütün uygulamanın durdurulması lazım. Tüm bağların anında çözülmesi lazım ve sağlık kontrolünün hemen yapılması lazım. Gerektiği zaman ambulans bile aramak şarttır. Çünkü, belirli bir tehlike her zaman oluyor.

köle Elif ne yer?

Şimdi bu videoyu izleyen insanların bir sorusu hemen aklına gelecek. Sen sadece ot mu yiyorsun? köle Elif ne yer?
köle Elif: Evet, genelde biraz seçici oluyorum maalesef. Her şeyi yemek istemiyorum. Aslında, çok otçul da değilim. Ama eti de çok sevdiğim söylenemez. Kahvaltıyı çok severim. Zeytin mesela bana oradan göz kırpıyor. 😊 Ama ben heyecandan yiyemiyorum.

EFENDİM: Bardak verir misin?

köle Elif: Emredersiniz Efendim.

Ağır falakaya nasıl dayanabiliyorsun?

EFENDİM: Falakaya çekildiğin zaman, özellikle ağır falakalarda o esnada ne hissediyorsun? Neler yaşıyorsun neler düşünüyorsun? En önemli sorulardan bir tanesi nasıl dayanabiliyorsun?

köle Elif: Öncelikle falaka ağır bir falakaysa demek ki benim ağır bir hatam olmuştur. Büyük bir ceza beni bekliyordur. Bunu fazlasıyla hak ettiğimin bilincinde olurum. Bunun için ne kadar düşünsem de ya da üzgün olsam da kendimi kontrol etmeye çalışsam da sopanın karşısında çok mümkün değil. Bir yerde insan kendin bırakmak zorunda hissediyor. Aslında bırakınca daha rahat ediliyor. Çünkü, ben Efendim’ e güveniyorum. Bana uygulayacağı şiddetin dozunun bazen farkında olsam da olmasam da, o cezayı çekersem bir daha ağır hata işlemeyip ağır bir ceza falakası uygulanmayacağını düşünürüm. Hak ettiğimi yaşamam gerekiyor. Cezayı almazsam tekrar aynı hatayı yapacağıma eminim. Çünkü, ben köleyim. Hataya açığım.

Ağır falakada nasıl dayanıyorum, aslında bunun dayanma yöntemi yok. O anda o acıyı çekmek zorundayım. Aklım bana, evet sakin ol cezanı kabul et diyor ama fiziksel olarak insanın canı yanıyor. Konsantre olmaya çalışmak, bilmiyorum. Bazen denemeye çalışıyorum ama yine de kendimi kontrol edemiyorum. Ama biliyorum ki, dönem dönem ağır falakalara çekileceğim. Çünkü, hatasız kalmayacağımı biliyorum. Kendimden tek beklentim biliyorum Efendim’ in de benden beklentisi bu, aynı benzer hataları yapmamak. Yaptığım hatalarda dersimi alarak ilerlemek.

Efendim, dışarıda yapılan görevler, heyecanı ve korkuları

EFENDİM: İnsanlardan bir de başka bir soru daha geliyor. Genelde bu dışarıda yapılan görevlerde ilgili. Mesela, umumi tuvalette, çırılçıplak ayak yalama gibi, açık yerde altına işemek gibi, çıplak ayakla dolaşmak olsun, Hülya’nın ayakkabılarını yalamak. Hani bir de arkadaşının ayakkabıları onun evinde koklamak ve yalamak. Şimdi böyle durumlarda insan nasıl bir heyecan hissediyor? Bu nasıl bir tutku? Nasıl bir duygu durumu? Sonuçta birileri bunu görüp de, soru sorması olabilir. Sen ne yapıyorsun gibilerinden. Veyahut, ne bileyim birisi hani belirli bir durumda insanı görebilir. Bu heyecan içinde hiç korku yok mu?

köle Elif: Korku tabi ki var. Ama bu can korkusu gibi değil. Tatlı bir telaş aslında. Bu zorlu görevleri duyduğum ya da okuduğum zamanlarda ilk önce insana bir mecburiyet duygusu geliyor. Çünkü, kölesin ve yapmak zorundasın. Sonra o işe doğru hazırlık yaptığınızda bütün olasılıklar aklınızdan geçiyor. Nasıl olur, nasıl yaparım, nasıl bir tepkiyle karşılaşırım! Bir yerde insanın nefsine zor geliyor, güç geliyor. Ama yaparken de, kendinizi özel hissediyorsunuz. Çünkü, onu yapan bir başka insan daha yok sizinle o anda.

Kimseye böyle bir görev verilmemiş. Kimse bunu yapmaya mecbur değil. İçerden gelen heyecanı başkasının anlaması mümkün değil. Kime anlatsanız size deli der veya güler. Ama siz bir amaç uğruna kendinizi var olduğunuz kişi için öne atmanız çok güzel bir duygu. Mesela, çıplak ayakla sokakta gezmek bana kendimi çok farklı hissettirdi. Çok yönlü duygular hissettim. Belki biraz yalnızdım. Biraz telaşlıydım. Birileriyle karşılaşma tedirginliği üzerimde vardı. Birinin beni kolumdan tutup engelleme ihtimali vardı. Ama bununla beraber herkesin gözü üzerimdeyken ben Efendim için kendim için köle olarak çıplak ayakla sokakta yürüdüm. Kendimi bir nevi ilan ettim. Bu gizli bir şekilde köleliğimi dışarıda yaşama şansıydı aslında. Dört duvar arasında yaşamadım o sefer köleliğimi.

Efendim bütün köle kadınların ayaklarının altını yalamak zorundayım ve seve seve yaparım

Arkadaşımın ayakkabılarını belki normalde ödünç alıp önemli bir günde önemli bir gecede kullanabilirdim ama böylesi bir görev için kullanmak birçok kişinin aklına gelmeyen ama benim yaşadığım bir şeydi. Arkadaşımın haberi olmadığı heyecanlı bir görevdi. Aslında hayatta hayal edemezdim arkadaşımın ayak kokusunu içime çekeceğimi. Ve bunu ben seve seve yaptım. Belki koku olarak insanın böyle bir şeyi içine çekmesi başta rahatsız edici geliyor olabilir. Ben de rahatsız oldum, evet. Ama daha sonradan bu bana kendimi sorgularken yardımcı oldu. Ben köleyim ve bütün kadınların, bütün köle kadınların ayaklarının altını yalamak zorundayım ve seve seve yaparım.

Bu aslında benim sözümün ispatı. Buna arkadaşımın ayakkabısından başlamak benim için bir şanstı. Çünkü, tanıdık bir kadının ayağıydı sonuçta. Sonra dışarda yabancı bir kadının ayağının altını öptüm. Bu mecbur tutulduğum görevden yalvarma ile elde ettiğim bir fırsata dönmüştü. Çünkü, kolay olmadı o kadını ikna etmek. Ama o anda hissettiğim şey kölelik ya da görev sorumluluğu değil. Daha çok gerçekten istedim. Gerçekten ona ihtiyacım olduğunu hissettim. Belki yalayamasaydım başarısız olacaktım. Ama çok da üzülecektim o kadının ayağını yalayamasaydım. Hatırlıyorum, öptüğüm zaman çok mutlu olmuştum. Bu zaten günlüğümde paylaşımda videoda yüzümden sesimden anlaşılıyordur.

Görevlerin dört duvar arasından çıkıp insanların arasına karışması, kendimi gizlemiyor oluşum ve böyle ufak tefek görevleri dışarda yaşamak benim devamlı istediğim bir şey. Umarım daha çok böyle görevler alırım.

Hülya’nın mı veyahutta kuafördeki kadının mı ayaklarına hizmet ederken daha mutlu oldun?

EFENDİM: Mutlaka.
Peki, mukayese etmen gerektiği zaman Hülya’nın mı veyahutta kuafördeki kadının mı ayaklarına hizmet ederken daha mutlu oldun ve hangisiyle sevişmek isterdin? Neden?

köle Elif: Buna hiç düşünmeden cevap verebilirim. Çünkü, aklımda net. Tabi ki, kuafördeki ayağını öptüğüm kadınla. Ayağını öpmek, kokusunu içime çekmek benim için daha önemliydi. Çünkü, canlı ve karşımdaydı. Aslında başbaşa kalmadık. Yanımızda bir kadın arkadaş daha vardı. O benim işimi çok güçleştirdi. Belki arkadaşını korumak için, belki böyle bir şeyi anlamdıramadığı için. Ama ayağını öptüğüm kadınla bizim aramızda sessiz bir iletişim olduğunu düşünüyorum. Bana gerçekten yardımcı olmak istedi. Bana bakışı başkaydı. Kendimi O’na çok yakın hissettim. Çok sıcak bir karşılaşmamız olduğunu düşünüyorum. Sevişme şansım olsaydı kesinlikle kuafördeki kadını tercih ederdim. Dediğim gibi direkt temas olduğu için daha etkili galiba.

Bir kadına itaat ederken ne tür hisler ve duygular yaşıyorsun?

EFENDİM: Bu konuyla ilgili başka bir soruyu biraz değiştirerek sormak istiyorum. Kuaförde sonuçta iki kadının önünde diz çökmüş haldesin. Yani onlara doğru aslında köle olarak itaat ediyorsun. Bir kadının ayağının altını öpüyorsun, diğeri sana bir nevi laf atıyor ve sen o lafların altında kalıyorsun. Yine de görevini yerine getiriyorsun. O an köle olarak ne hissettin ve bir kadına itaat ederken ne tür hisler ve duygular yaşıyorsun?

köle Elif: Ben önceden bir kadına itaat edilemeyeceğini düşünüyordum. Güçlü olan taraf her zaman genelde ve bizim toplumumuzdaki gibi ataerkil toplumlarda erkek gibi gözükür, sözü geçirebilir ve itaat ettirebilir gibi geliyordu bana. Orada diz çöktüğüm zaman, eğer o gücü kabul etmişseniz kadın ya da erkek olmasının çok bir önemi kalmıyor bence. O kadın bana bir ayağını öptürdü. Ama deseydi ki, diğer ayağımı da öp ben ona itaat edercesine ayağının diğerini de öperdim. Hatta diğer kadının ayağını da öperdim. Bu beni daha ileri götüren bir şey olurdu.

Bir yandan, ayağını bana öptüren kadının profilini köle olarak düşünüyorum. Belki bir seans olsaydı, beraber köleler olarak size hizmet edebilirdik Efendim. Diğer kadın gerçekten çok sert duruşu ve bakışı vardı. Bana çok kızarak çok sert konuştu. Belki de, o beni cezalandırmak isteyen çok katı bir Sahibe olabilirdi. Onu da o şekilde hayal ettim. Yani bana ceza vermesini, beni aşağılamasını isterdim. Bir nevi beni aşağıladı zaten. Görevimi yerine getirmemi engellemeye çalışarak, beni kibarca da olsa kovmaya çalışarak. Bir gün, sizin huzurunuzdayken, bir kölenin önünde diz çökmek veya Sahibe’nin. Ya da bir köle ile yeni bir seans yapmayı çok isterim. Çünkü, o da ayrı yaşanması gereken bir his diye düşünüyorum. Sizin bana yapacaklarınızı biliyorum Efendim. En azından tamamen bilmesem de, köle ruhu bir yerde hissediyor. Çünkü, tanıdık bir Efendi’siniz. Ama bir kadını kestiremiyorum. Merak ediyorum doğrusu, nasıl olurdu. Kadın Sahibe’nin önünde nasıl olurdu çok merak ediyorum.

Subspace

EFENDİM: Bu duyguların içinde kölede subspace de önemli. Az evvel falakayı anlatırken, bana göre biraz teknik anlattın. Şimdi şuna bağlanmak istiyorum bu soruyu. Dışardan sorulduğu zaman da, Efendi istedi diye böyle bir acı çekilir diye bir durum yok. Sonuçta acıyı çekemediğin yerde kelimeni kullanırsın. ‘Ananas’ dersin olay biter. Ya da konuşma içinde dersin ki, bu tür falakalar ağır geliyor bana, ondan dolayı birazcık değişik uygulayabilir miyiz diye. Sonuçta ben her kölemde bu tür falakayı bu şiddette uygulamıyorum.

O çünkü köleye bağlı. Ama sen ayrıyeten bunun içinde supspace yaşamışsın. Yani, köle olarak kendini tamamen bırakabildin ve tamamen acıyı zevk duruma değiştirebildin. Ve başka bir oda ve zaman içinde bulundun. O zaman supspace ile bağlantılı yaşadığını ve falakayı açıkla bakalım.

köle Elif: Falakalarda veya diğer görevlerimde benim bakış açım baştan şöyle oluyor. Bir görev verildi ve yerine gelmesi lazım. Duyguları ben elimde olmadan bir kenara bırakıp, sadece mekanik bir şekilde ona odaklanıyorum. Yapmaya çalışıyorum. Ya da benden beklenen ne ise, o olmaya çalışıyorum. Duygu işin içine eylem sırasında giriyor veya daha sonrasında ne yaşadığımın farkına varıyorum. Falakalarda çok zorlanırken kendimi yetersiz görürken, böyle derin bir şeyi hiç beklemeden yaşamak benim için çok şaşırtıcıydı. Yani, kendime şaşırmak ayrı bir konu zaten. Ama bu kadar derin bir şeyi yaşamak bana kendimi kanıtlıyor, ispatlıyor. Hep dayanıklı olup olmama konusunda kendimi suçladım. Ama mevzu dayanmak değil, onu hissetmek yaşamak. Acıyı algılamak.

Efendim keyif alacak mı, kendi rızanızla falakaya yatıyorsunuz

Şimdi, o ana biraz geri döndüm ve hep kontrol altında tutmaya çalıştığım bedenim aslında orada kontrol altında değildi. O falakaya ben farklı duygularla yatmıştım. Yine aklımda sorularım vardı kendime dair. Acaba çok acıyacak mı, dayanabilecek miyim, ya da ne hissedeceğim. Bu falaka Efendim’e keyif verecek mi? Ya da ben gereken cezamı çekip dersimi alıp, yeniden daha iyi bir şekilde devam edebilecek miyim? Ama yaşananlar sopalar beni farklı bir algı yaşamamı sağladı. kölelik dayanmak değil hissetmek, onu orada anladım. Artık dayanmaya çalışmaktan vazgeçtim. Ne kadar vurabilirsiniz, ne kadar acı çektirebilirsiniz onları yaşamaya çalıştığım için o hale büründüğümü düşünüyordum. Falakaya yatmak bence sokağa çıkmaktan daha cesaret isteyen bir şey. Kendi rızanızla falakaya yatıyorsunuz ve ayaklarınızı Efendi’nize doğru sunuyorsunuz.

Efendim, ne isterseniz yapabilirsiniz diyorsunuz vücut dilinizle. Bunun arkasında durmak kolay değil. Çok acı çeksem de, ben falakaya yatmayı seviyorum. O acıyı hissetmeyi seviyorum. Belli bir zaman sonra o hissi arıyorum. Her aradığım zamanda tabi ki ulaşamıyorum. Acıyı yaşamak canlı olduğumun bir göstergesi. Bir gün falakada çok sağlam duruyor olabilirim, bir gün de çok mızmız bir köle olabilirim. Ama ben falakayı seviyorum.

Efendim ile sohbetin sonuna doğru

İlk videolu soru cevap bölümümüzün sonuna geldik. Sorularınıza yazılı olarak cevap vermeye devam edeceğim. Fakat böyle video ile de cevap vereceğim. Sorularınızın devamını bekliyorum. Gelmiş ve gelecek olan sorularınız için size teşekkür ederim. Umarım yeterince yanıtlayıcı olmuşumdur. Heyecanım için ve ilk sefer oluşundan dolayı kusura bakmayın diyorum ve ben kahvaltıma izin verirseniz devam etmek istiyorum.

MasterDaPain
MasterDaPain'in son paylaşımları (tümünü göster)