Fiziksel acıya karşı dayanıklılığımın fena olmadığını düşünüyorum. Efendim bana acıya karşı tutumumun yanlış olduğunu söylemişti. Bunun neden olduğunu görebiliyorum. Kendimi bırakmaktan ve acının beni etkilemesinden korkuyorum. İlk bakışta gurur gibi gözükebilir. Ama altında çok derin korkular var. Acıdan korkmuyorum veya korkuyorsam da kendime bunu kabul etmeye izin vermiyorum. Korkuyu itiraf etmek de benim için çok zor bir şey.
Kirpiye Benzetiyorum Kendimi
Bir psikoloğun yazısında okumuştum, kim veya nerde okuduğumu hatırlamıyorum. Fantezilerimiz ve fetişlerimizin aslında hayattaki en büyük ve derin korkularımızdan beslendiğinden bahsediyordu. Günlük hayattaki bu korkularımızı kontrollü ve güvenli bir alanda sembolik şekillerde yaşayarak aslında bu korkular üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığımızı anlatıyordu.
Herkes için öyle midir bilmiyorum. Benim için kesinlikle doğru. En büyük korkularımdan birisi kendimi güçsüz, küçük, aciz ve korumasız hissetmek. Bununla bağlantılı diğer bir korkum da başka bir insanın benim üstümde canımı acıtma, beni kontrol etme ve etkileme gücüne sahip olması.
Bir kirpiye benzetiyorum kendimi, hemen kendi dikenlerimin arasına kaçıyorum. Tehdit edici gözükmeye çalışırken aslında ne kadar korkmuş ve savunmasız hissettiğimi saklamaya çalışıyorum, sadece başkalarından değil, kendimden de. Bu durumun kendimce sebepleri ve yaşanmışlıkları var ama bir yandan da çok yorucu bir yük. Sürekli bir tetikte olma, kontrol sağlama ve kendini korumaya çalışma hali. Bu durum BDSM hayatımın içinde de kendini gösteriyor, hatta benim için her şeyin etrafında döndüğü ana temayı oluşturuyor.
Hayatın Kendisine Güvenim Çok Az
Kontrolü bırakabilmeyi, teslim olabilmeyi deneyimlemeyi çok istiyorum. Efendim’e karşı bunu yapabilmek daha kolay olmalıydı. Çünkü ona karşı çok büyük bir saygım ve güvenim var. O’nun karşısında gururumu ve sivriliğimi bir kenara bırakıp, savunmasız ve aciz kalabilmek istiyorum. Bunu bir başarabilsem sanki ben de büyük bir yükü bırakmış ve rahatlamış hissedeceğim gibi geliyor. Fakat sanırım Efendim’e ne kadar güveniyor olsam da hayatın kendisine güvenim çok az ve beni şimdiye kadar korumuş olan kabuklarımı bir kenara bırakmak korkutuyor.
Efendimleyken kendini bırakmak isteyen yanım ve kendini korumak isteyen yanım sanki içimde sürekli kontrolü ele geçirmeye çalışan iki güç gibi. Birisi beni sürekli bir yana, diğeri diğer yana çekiyor. Bense sürekli bu çelişki içinde gidip geliyorum ve bazen kendi söz ve davranışlarıma ben bile şaşırıyorum.
Acıya Meydan Okuyorum
Ceza aldığım zaman acıya dayanabilmek, boyun eğmemek bana kendimi güçlü ve gururlu hissettiriyor. Sanki bir savaştan galip çıkmışım gibi. Efendim bana canımın acısını göstermemeye çalıştığımı söylediğinde kafam karıştı, çünkü aslında içimden gelen tepkileri tutmaya, saklamaya çalışmıyorum.
Yanlış anlaşılmak da istemem. Acıya karşı öyle çok üstün bir dayanıklılığım yok. Canım acıyor ve acının bitmesini istiyorum. Fakat galiba acıya karşı bir kalkan oluşturuyorum, beni daha sığ bir seviyede etkilese bile derinlerime işlemesine izin vermiyorum. Acıya meydan okuyorum, bana kendimi savunmasız hissettirmesine izin vermiyorum. Bunu bilerek yapmıyorum, hatta yapmayı istemiyorum da. Bir yandan da kontrolü elimde tutmaya çalışıyorum.
Şımarıklıkların ve bratliklerimin altında yatan sebeplerden birisi de bu. Tabi tek sebep bu değil, genelde sadece eğlenmek için yapıyorum. Ateşle oynamak hoşuma gidiyor, sınırları test ederken tatlı bir heyecan ve adrenalin yaşıyorum. Çoğu zaman Efendim benim şımarık yapıma karşı anlayış gösteriyor, hem ceza içi de bolca bahane vermiş oluyorum. Ama bazen, özellikle de dozu kaçırdığım zamanlar genelde kendimi savunmasız hissettiğim ve yeniden kontrol kazanmak istediğim zamanlar oluyor. Ve çoğu zaman hemen sonrasında yoğun bir pişmanlık yaşıyorum.
Efendim’le Mücadeleye Giriyorum
Efendim onu yönlendirmeye çalıştığımı söylüyor. Ben bunu içgüdüsel ve bilinçsizce yapıyorum ve sanırım zaman zaman kendimce Efendim’le mücadeleye giriyorum. Aslında kaybetmeyi çok istediğim bir mücadele. Efendim kesinlikle karşısındaki insanı okumakta çok yetenekli birisi. Ben bile kendimi anlamakta zorlanırken benim davranışlarımı ve niyetlerimi anlıyor ve durumu çok iyi yönetiyor.
Çelişkilerimi ve verdiğim mücadeleyi görüyor, beni asla bu konuda kırıp dökmüyor. Ama oyunun kurallarını yazanın kendisi olduğunu da her zaman hissettiriyor. Ben Efendim sayesinde eninde sonunda bu karmaşadan kurtulacağıma ve günü gelince kendimi O’na kolaylıkla teslim edebileceğime inanıyorum. Muhtemelen bu bir anda olmayacak ama yavaş yavaş ilerleme kat ettiğimi de görebiliyorum.
Paylaşılan Falaka Acıyı Azaltır Mı Acaba
Bu durumla ilgili en büyük gelişmeyi ve kendimle yüzleşmeyi bir falaka sırasında yaşadım. O gün falaka cezası alacağım günler öncesinden belliydi. Daha Efendim gelmeden önce telefonla konuşmalarımızda ben bolca şımarıklık ve söz dinlememezlikle çoktan ağır bir cezayı hak etmiştim. Efendim geldikten sonra da bu performansımda bir düşüş yaşanmadı. Anlayacağınız öncesinde çokça kaşınmıştım.
Beni yeterince satamadığı ve bazı başka hataları yüzünden Elif de bu falakada bana eşlik edecekti. Paylaşılan falaka acıyı azaltır mı acaba?
İkimiz de yan yana yattık ve sıkıca bağlandık. Birkaç gün öncesinde de bir falaka cezası almıştım, üstüne rahat durmadığım için ara ara yediğim sopalar var. Bir de sadu tahtasını unutmamak lazım, ben uslu durmadıkça kendisini sık sık ziyaret etmem gerektiği için bu süreçte sıkı bir dostluğumuz oluştu.
Bu yüzden daha bu falaka başlamadan önce ayaklarım şiş ve hassas bir haldeydi. Fakat bu falakadan bu kadar etkilenmiş olmamın belki de en büyük sebebi acıyı Elif ile paylaşıyor olmamızdı.
İlk Defa Acıya Boyun Eğdim
Ben hayatımda ilk kez fiziksel acı karşısında bu kadar çaresiz hissettiğimi hatırlıyorum. Efendim’e zaman zaman nefes alma molası için yalvardım, dayanamayacağımdan korkuyordum. Elif de normalden daha çok tepki veriyordu, günler sonra günlük için yazdığı yazısını okuduğumda o gün aslında onun da ne kadar zorlandığını ve kendi içinde çok büyük mücadeler verdiğini öğrendim.
İkimiz de yan yana birbirimizin elini tutarak destek olmaya çalışıyor ama aynı zamanda içimizden kendi bireysel savaşlarımızı veriyorduk. Paylaşılan falaka acıyı azaltmıyordu.
İlk defa acıya boyun eğdim ve kendimi bıraktım. İçten içe kendimle gurur duyduğum dayanıklılığım kalmamıştı. Kendimi küçük ve aciz hissettim. Acıyla arama koyduğum o kalkan yok olmuştu. İlk defa acı üst katmanlarımı geçip derinlerime ve ruhuma işledi. Sanki çektiğim bu acının hiç sonu gelmeyecek gibi hissetmeye başladım.
Bu Falakada Acı Çok Derinlerime İşledi
Dayanamayacağımdan çok korktum. Efendim’e affedilmek için yalvardım. Güç almak için Elif’in koluna sarıldım, diğer elimle çarşafı kavrayıp sıkıyordum. Titremeye ve ağlamaya başladım. Bu hiç alışık olduğum veya tahmin ettiğim bir tepki değildi.
Herhalde en son küçük çocukken fiziksel acıdan dolayı ağlamışımdır. Normalde acıya vücudumun ve duygularımın nasıl tepki verdiğini biliyorum, o zaman da zorlansam da kontrolümü bu kadar kaybetmiş hissetmiyorum. Şimdi ise acının karşısında çaresiz ve savunmasızdım. Ben ne hissedersem hissedeyim ne kadar zorlanırsam zorlanayım gelmeye devam ediyordu. Savaşmayı bırakıp kabullenmekten ve acıyı yaşamaktan başka şansım yoktu.
Ama beni asıl zorlayan şey acıdan çok o anki duygularımdı. İçimde belli bir eşik aşılmıştı ve Efendim beni tanıdık olmayan sulara götürmüştü. Aşina olan insana her zaman güven verir, yabancı olan ise kaygı. Dediğim gibi bu paylaşılan falaka da acı çok derinlerime işledi. Kendi içimde bile sakladığım duygulara ve anılara dokundu.
Elif Benimle El Ele Bu Acıyı Paylaşıyordu
Elif ile yan yana oluşumuzun rahatlatıcı bir yanı vardı. Bir ara hayatım boyunca çektiğim duygusal acıları düşündüm. Tek başıma ağladığım ve çaresiz hissettiğim zamanları hatırladım. Canımın acısının hiç geçmeyeceğini hissettiğim, umutsuzluğa kapıldığım, her şeyi bırakıp pes etmek istediğim zamanları, kendime karşı duyduğum öfke ve hıncı…
O zamanlarda da şu anki gibi kendimi savunmasız ve küçük hissediyordum. Fakat şimdiyle o zamanlar arasında çok büyük farklar vardı. En önemlisi şimdi yalnız değildim. Elif benimle el ele bu acıyı paylaşıyordu.
Acıyı Efendim’in elinden alıyordum ama aynı zamanda desteği ve dayanma gücünü de veriyordu. Efendim’in de Elif’in de hayatta beni hiçbir duygumda veya zorlanmamda yalnız bırakmayacağını biliyordum. O yüzden bu acı geçmişte yaşadığım acılar gibi karanlık, umutsuz ve yalnız değildi. Bir anlamı ve bana öğretmeye çalıştığı şeyler vardı. Bu iki acıyı kafamda yan yana koyup kıyaslamak bana bir şekilde iyi ve mutlu hissettirdi, dayanma gücü verdi. Hatta kendimi çok şanslı hissettim. Ve Efendim’in elinde güvende olduğumu biliyordum.
Ayak Worship Teaser
Ağlıyor, İnliyor Yalvarıyor Ve Özür Diliyordum
Efendim ne kadar yeri geldiğinde acımasız olsa da aynı zamanda çok şefkatli. Dayanamayacağımı sandığım sınırları zorlasa da gerçekten dayanamayacağım hiçbir şey yaşatmayacağını biliyorum. Böyle bir güven olmasa zaten kendimi bu kadar bırakıp, derin duygularla yüzleştiğim bir seans yaşayamazdım.
Efendim değil de başka birisi bana bu acıyı yaşatmış olsa, muhtemelen bu kadar ileriye gitmeye cesaret edemeyip, normalde alışık olmadığım duyguları hissetmeye başladığım anda panik olup güvenli kelimeyi söyler ve bitirirdim. Ama Efendim’le böyle bir ihtimal aklımın ucundan bile geçmedi, ne olursa olsun sonuna kadar dayanacağımı biliyordum. Fakat dayanmak hiç kolay olmadı.
Terden sırılsıklam olmuştum, ağlıyor, inliyor, yalvarıyor ve özür diliyordum. Bir noktadan sonra ne için özür dilediğimi bile bilmiyordum. Efendim cezamı kabullenip sessiz bir şekilde dayanamadığım, mızmızlanıp durduğum için birkaç kez kızdı. Ama aynı zamanda güç veren sözler de söyledi. İlk kez acıya kendimi acı karşısında güçlü hissetmek ve gururumu korumak için değil de Efendim’i memnun edebilmek ve affedilmek için dayanabilmeyi istiyordum.
Zayıf Hisseden Tarafımla Yüzleşmek
Paylaşılan falaka bittiğinde hala baya titriyordum. Bir süre daha da titremeye devam ettim. Zor duygular yaşamış ve savaşlar vermiştim. Ama bunu yaşadığım için ve bu şekilde yaşadığım için bir yandan mutluydum.
Tam olarak istediğim şeydi daha önce keşfetmediğim bu suları keşfetmek ve kendimi bırakabilmek, aslında korkan, kendini güçsüz ve zayıf hisseden tarafımla yüzleşmek, kontrolümü elimde tutmak için kendimi hırpalarcasına mücadele etmemek. Sanki çok uzun zamandır taşıdığım bir yükü bırakmış gibi bir rahatlama vardı üstümde. Ama işte bir yanım bunlardan çok korktuğu için bu deneyimden hoşlanmamıştı.
Bir Gelişme
Bu yabancısı olduğu duygular ciddi bir paniğe sebep olmuştu. Bu yüzden falaka bittikten çok kısa süre sonra yeniden bazı şımarıklıklar yaptım. Dediğim gibi bu davranışları bilinçli yapmıyorum, içgüdüsel ve kendiliğinden oluyor. Daha sonra neden böyle davrandım diye üstüne düşününce görebiliyorum sebebini. Aslında bu davranışım yaşadığım acının beni nasıl etkilediğini inkâr edebilmemin ve yeniden kendimi biraz güçlü ve kaybettiğim kontrolü yeniden kazanmış hissetmemin yolu. Bir çeşit son sözü söyleme çabası.
Bunu yaptığım için kesinlikle gurur duymuyorum. Ama sanırım daha kendi içimde halletmem gereken çok mesele ve çok yolum var. Bu sırada en azından kendimi bırakabilmeyi biraz da olsa başardığım için bunu bir gelişme olarak görüp memnun olmam lazım.
Bu Bir Dizi Yazısıdır
Paylaşılan Falaka Çiftleşen Acıdır – E Bakışı







