köle Elif Ayakkabı Yalıyor
…keşke Hülya’nın ayakları olsaydı…

Zorunlu veya keyfi olarak başkasından bir şey istemekten özellikle kaçınan biriyim. Efendim’den gelen emir ile bu düşüncem anında mümkün hale geldi. Arkadaşımdan ayakkabısını isteyecek ve alınca koklayıp öpecektim. Altını dahi yalayacaktım. Görevimin detaylarını daha mesajda okurken, aklımdan kimden alacağımı ve nasıl isteyeceğimi belirlemiştim. Arkadaşım Hülya’yı aradım ve bana bir ayakkabısını ödünç vermesini ve hatta tüm ayakkabılarının fotoğrafını göndermesini rica ettim. Fotoğraflar gelince, hangi ayakkabının uygun olacağına Efendim karar verdi. İki gün sonra yapacaktım görevimi. Hülya’ya da sonra alacağımı söylemiştim. Ama sabırsızlandım.

Sabah 8’de çıktım yola. Büyük bir buluşmaya veya kavuşmaya gider gibiydim. Mesaj yazdım, görmedi. Aradım, uzun zaman sonra açtı. Belli ki yatıyordu. Söylediğine göre kurduğu alarmı ertelemişti, direnmişti yatağından kalkmamak için ama ben Efendim’den aldığım emir ile ısrarcı davranarak kapısına dayanmıştım bir kere. Almadan geri dönmek istemiyordum. Zaten böyle görevler benim için zevktir. Bana kalsa, Hülya’nın ayaklarını yalamak isterdim. Ama ayakkabılarından ayak kokusuna ulaşmak bile güzeldir.

Kendi ayaklarını koyabilseydi o poşete, ancak bu kadar olurdu

Kapıyı açtığında sakin kalmakta zorlandım. Yüzüne bakarken, ayakkabısıyla yapacaklarımı düşündüm. Sevdiği kişinin gözlerine bakamayan genç kızın utangaçlığı, eli ilk kez tutulduğunda yaşanılan tatlı bir mahcubiyet vardı üzerimde. Beyaz pijaması, uzun ve dağınık saçları ile bir başka güzel göründü arkadaşım o sabah bana. Kısa bir sohbetten sonra, ayakkabısını poşete koyup getirdi. Bana doğru uzattı. Poşeti tutup kendi tarafıma çektiğim an… Kalbimin en hızlandığı zaman dilimiydi. Kendi ayaklarını koyabilseydi o poşete, ancak bu kadar olurdu.

Vedalaşıp ayrıldım oradan. Eve doğru yürürken poşeti fazlasıyla sahiplenen sıkı tutarken aynı zamanda arkadaşımın ayakkabısını taşıyan poşete bile nazik davranma isteğim vardı. Bir hırsızlık olayı olsa kendi çantamı gözümü kırpmadan feda ederdim. Etrafımı kollayarak eve geldim. Ayakkabının artık elimde oluşu beni rahatlatmıştı. Her şeyi özel kılan Efendim’di aslında. O’nun emri idi.

Ne görevden önce, ne o esnada, ne de sonrasında ayakkabıyı koklamak, öpüp tabanlarını dilimle temizlemeye tereddüt etmedim.

köle Elif
köle Elif'in son paylaşımları (tümünü göster)