Ayakkabıya işedi

Efendim, aslında Siz’den gelen mesajı açmadan önce çişimi yapsam iyi olacak. Geceden kalınca, çok fena…

Ben uyurken Efendim bana görevler düşünmüş, hazırlamış ve o narin parmaklar yazmış.
Geceden çok birikmişti. Günün ilk çişi ayakkabıya olacağı için tutmakta biraz zorlandım Efendim. Geç uyanıp hemen tuvalete gidemedim üstelik. Ayakkabılıktan ayakkabımı alırken, heyecanım bayram sabahına yeni ayakkabısı ile başlayan çocukla eşdeğerdi. Sonuçta bu yolda Efendimin istediği gibi eski çirkin ayakkabılara elveda ve yeni yüksek topuklulara merhaba diyeceğim.

Son damlasına kadar yaptım çişimi

Videoyu başlatıp ayakkabının başına geçtim. Ayakkabıma çişimi yapıyordum, video kayıttaydı. Birazdan Siz izleyecektiniz. Stres az da olsa vardı. Utanıyorum demeye utanmam lazım ama elimde değil Efendim. Çok saygı duyduğunuz birinin karşısında bu vaziyette olmak ve ardından tanımadığım insanların buna şahit olacağını bilmek zıt şeyler gibi… Son damlasına kadar yaptım çişimi. Parmaklarımın geleceği kısım dolmuştu. Giyerken taşmıştı da… Çişimin sıcaklığı da hiç hoş değildi. Çişim ayağıma bulansın diye adımlar attım. Birkaç adım daha atmak gerekiyordu. Çişim ayağımın her yerine ve parmak aralarıma ulaşsın diye.

Dayanabildiğim kadar yaladım çişimi ayağımdan

Videoyu durdurmadan ayağımı yalamaya direkt geçmek istedim. Arada kopukluk olsun istemedim. O ana şahitlik edin diye. Sağ ayağım kendime yaklaştırmakta daha fazla zorlandığım taraf. Zar zor ağzıma yaklaştırabildiğim ayağımın kokusunu yakından aldıkça midem hareketleniyordu. Islaklığı çok belirgin. Ekşi, asitli ve yoğun bir kokusu vardı. Artık tarif etmeye başladım çişimin tadını. Hep geceden kaldığı için. Yoksa, önceden bu kadar rahatsız edici değildi. Ayağımı nasıl yalayacağımı söylemiştiniz. Aklımdaydı da. Ama yeterli esnekliğe erişemediğim için çok zorlanıyordum. Eksik bir yer bırakmadan ayağımı yalamak pek mümkün değildi Efendim. Ayağımı çekiştiren ellerim, bacağım, dilim, ağzım ve midem hepsi aynı anda farklı güçlükle cebelleşiyordu. Kalçalarım bile fayansta kayıyordu etrafa yayılan çişim yüzünden. Dayanabildiğim kadar yaladım çişimi ayağımdan Efendim.

Sıra sol ayağıma geldi. İyice çişi çeken ayağımı çıkardım çirkin ayakkabıdan. Mideme aldırış etmeden ayağımın her noktasına ve parmaklarıma hatta aralarına dilimle yalamaya çalışsamda kolay değildi Efendim. Ama benim gibi salak köleye bunlar müstehak. Emriniz buydu, hatalarımın cezasını çekmeliydim ve en iyi şekilde yapmaya çalıştım Efendim.

Bitmiyor 50 falaka

Sırada 50 falaka vardı. Yemeğin sonuna içilen kahve gibi keyifli falaka…
Söylemem gereken bir cümle olmadığında şaşırmıyorum Efendim. Tek seferde çekiyorum videoyu. Yine rahat değilim. Sayıda odaklanmaya çalışıyorum daha çok. Ayağımın acısı ikinci sırada. Bu kez de kendimden şüphe ediyorum Efendim. Acaba gerekli acıyı veremiyor muyum kendime?

Canım yanıyor elbette. Sızlıyor tabanlarım. Bazen kemerin sesi ürkütüyor beni. Saymaya dalıyorsam, ayağımdan çıkan ses ile irkiliyorum. Acısını sesten sonra hissediyorum. Bazen elimin ayarı fena kaçıyor. O zaman sanki vücudum patlıyor gibi geliyor bana. Galiba sonlara doğru olmuştu böyle. 25 ten sonra hadi bir bu kadar daha vuracaksın diyorum içimden. Sayı azaldıkça rahatlıyorum ama verdiğiniz emirlerde falakaya gelene kadarki kısım asıl mesele. Bu aşamaya geldiysem tamam gözü ile bakıyorum. Elim şiddetini değiştiriyor emriniz ile. İnsan acı çekişini beğendirmek ister mi?

Bunu göstermek istiyorum, hissettirmek istiyorum Siz’e. Kolumu daha yükseğe kaldırıyorum. Sıkıyorum kemeri elimde, damarımı belirginleştiriyor bu kavrayış. Mıknatıs misali çekiyor ayağım kemeri. Önce ses, hafif bir sıcaklık ve acısı ard arda sıralanıyor. Bitmiyor 50 falaka. Son vuruşlar falakanın en beter anı. Bitiremem diye korktum. Yapmasam mı demedim Efendim. Durdu o an nefes alış verişim, kapandı gözüm, hazır değildim hazır olmam gerekmiyordu. İndi ayağıma kemerin son darbeleri. Bakmadan biri deseki, ‘kemer ayağına saplandı’ inanırdım. Acıyan ayağımı aynı ellerimle okşadım.


Boğazımda çiş izleri, ayaklarımda 100 falaka sayısı

1, 2, 3…sıra diğer acıyı fazlasıyla hak eden tabanımda. Damağımda kendi çiş tadım. Dilim ağzımın içinde sayı için her kıpırdadığında kuruluk hissi vardı. Falakayı bitirip bir şeyler atıştırsam derken sayı 19, 20, 21, 22… deydi. Ellerim, ağzım, dilim bacaklarım, kalçam, ayaklarım çiş olmuşken ben kendime falaka çekiyordum. Ve herşeyi bir çift göz izleyecekti birazdan. Sonra sizler. Biliyorum çok utanacağım ama hoş bir heyecanda var. İzlerken bana kimse acımasın. Ben cezamı hak ediyorum, zevkle çekiyorum.

Sayıya da dikkat ederek çişli ayağıma vuruyordum. 33, 34, 35, 36… Ayağımın her yerine vurmaya çalışıyorum. Parmaklarıma geliyor bazen kemer daha çok sızlatıyor. Bitince yıkanacak olmamı geçiriyorum aklımdan. Acısına bakmadan hızlanıyorum. Hızlandıkça hassas bir noktayı yakıyor kemer. 46, 49, 50… Bitti mi acıyı mı çoğalttım ayaklarımda bilinmez. Boğazımda çiş izleri, ayaklarımda 100 falaka sayısı.

Görevlerde kendimi hem ezik hem de özel hissettiriyorsunuz. Kendime üzüldüğüm de oluyor, yıllar sonra buldum bu şansı dediğimde…

Kabul ederseniz Siz’e köle olmaya çalıştım Efendim…

köle Elif
köle Elif'in son paylaşımları (tümünü göster)