Falaka Sonrası Taban
dogukan123 sordu

Ayaklarına ve topuklarına sopa vurulduktan sonra ayaklarını nasıl hissediyorsun?

Falaka sonrası nasıl hissediyorum? Falaka sonrasında hem çok şey hissediyorum, hem de hiçbir şey…

Zayıf bir bünyeye sahip olduğum için, normal insandan fazla canımın acıdığını düşünüyorum. Bana ne yapıldı, ayağıma ne oldu böyle gibi söylenmelerim yoktur. İyileştirici bir ameliyattan çıkmış gibiyim. İpler çözüldüğünde kendimle bir muhasebeye girişiyorum. Falakada daha uzun kalabildim mi, dayanabildim mi, bağır çağır ağlamadan Efendim’in keyif falakasını bozup bozmadığımın ve hakettiğim cezamı çekip çekmediğimin hesabını yapıyorum. Yalnız, yalvarmanın da kolaylaştırıcı etkisinin yeri ayrıdır. Yaralanmaktan kaçınmıyorum. Kalıcı iz oluşmasına hevesleniyorum ama çabucak siliniyor. O kırmızı ayaklarımı izlemekten kendimi alamam bir süre. Hatta üst üste birkaç zorluğu yaşamak adına evde yüksek topuklu terlik giysem de, ağrı, acı ve kızarıkları ayağımda tutmak adına faydası yok. Falaka sonrası o aksak yürüyüşler, duş alırken sıcak suyun ayağımı sızlatması zor anlar yaşatsa da seviniyorum. Halının ipleri yumuşaktır aslında, falakadan çıkmış ayaklarıma batıyor resmen ve kaşındırıyor. Hiçbir şey hissetmediğimi yazmıştım ilk cümlede. Efendim’in kölesi olmak falakaya çekilmeyi gerektiriyor ve ben de bunu yaşıyorum işte. Aslında bu kadar basit. Hissettiğim hangi duygu ve düşünce bunu değiştirebilir ki… Teslim olup falakaya çekiliyorum.

Keşke hemen falakaya çekilip affedilsem diyorum

Falaka önceden bana art niyetle yapılan işkence gibi geliyordu. Tabi o zamanlar Efendim ile konuşmamıştım. kölesi değildim. Anlayamıyordum, korkuyordum. Uzak durmam gereken birisi olarak görüyordum Efendim’i, başka falaka videolarını izlediğimde. ‘İnsan bilmediğinin düşmanıdır’ denir. Ön yargılı ve gafil davrandım. Değerini, anlamını ve öğretici etkisini anlattı Efendim. Elbette acıyı kesmiyor söylenenler. En azından kendimi bırakabiliyorum falakaya ve korkumu yendim. Direncim sağlam olsa da, olmasa da ihtiyacım olan tek şey Efendim’in merhameti. Dayanamadığım yerde kurtuluş kapısının anahtarı olan yalvarışı denemem için imkan tanıyor. Tabanlarım kaşınıyor diye Efendim’e falaka için istekli olduğumu söyleyebiliyorum artık. Falakaya çekildiğim her seans sonrası yine bu şansa layık görüldüğüm için şükrediyorum. Çünkü, Efendim normalde kimsenin varlığının farkında olmadığı, üstelik bazı kimselerin baktığında rahatsızlık duyabileceği ayaklarımla ilgilenmesi şans değil de nedir?

Efendim, kölesinin ayaklarını gözünün önünden ayırmadan falakaya çekiyor. Acı hat safhadayken falakaya kısacık verdiği o arada şevkatli eliyle okşayıp rahatlatıyor, kölesinin acısını paylaşıyor, ortak oluyor sızısına. Kimim ben? köleyim! Efendi’si kölesinin ayağına dokunuyor, bir zahmet ben de Onun için hazırda tutarım ayaklarımı. Her falaka sonrası daha bir kölesi oluyorum Efendim’in. Olgunlaşıyorum. Her adımda tabanlarım sızlarken ihmallerim için pişman oluyorum. Hatalarımı yakıştıramıyorum kendime. Efendim seansı değerlendirirken, olumlu görüşleri uyuşturuyor ağrılarımı. Yüzüm gülüyor şişmiş ve ağrıyan ayaklarıma rağmen. Yapıcı eleştirileri yön veriyor bana. Affedilmenin önemli bir yolu olarak fırsattır. Hatalarımdan arındırıldığımda kemere sarılmak geliyor içimden. Efendim’den uzaktayken yanlışlarımdan dolayı utanç yaşıyorum ve keşke hemen falakaya çekilip affedilsem diyorum.

Falaka, kemer ve ayaklarım güzel bir üçlü. Falaka ve ayaklarım Efendim ile farklı ve önemli bir iletişim kanalı.
Çok zaman geçti falakaya çekilmeyeli. Dilerim en kısa zamanda…

köle Elif
köle Elif'in son paylaşımları (tümünü göster)